n

n
n
n
n Biliyor musunuz en çok sevdiğim hayvan köpek ama en çok saygı duyduğum hayvan ise karıncadır.
n
n Yıllarca hayvanlara dokunup onlara sevgi verdim. Karşılığında onların güvenini ve dostluğunu kazandım. Gel gör ki, karıncalar beni hiç umursamadı. Fethiye’ye geleli karıncalar hayatıma daha çok girdi. Ben bu kadar çok karıncayı hiçbir yerde görmedim şimdiye dek.
n
n Sanıyorum sürekli yer sarsıntısı olduğu için hep teyakkuz halindeler. Kuş gözleyen dostlar! İzleyin beni. Ben de karınca gözlüyorum. Onlar da sosyal bir toplum ve kendi yasaları var.
n
n Kendime hayat dersi çıkarıyorum onlardan. Toplumsal örgütlenmenin en güzel örneğini veriyorlar. Varlıklarını korumak ve yaşamak için adeta adil bir devlet düzeni kurmuşlar. O kadar çok kendi hayatlarına dalmışlar ki, kendi hayatları dışında hiçbir şey ile ilgilenmeden salt kendileri ve yaşamları için çalışıyorlar. Bahçeye koyduğum dağ gibi bulguru 2-3 gün içinde yok ettiler. Gözlerime inanamadım. Açtıkları delikten hepsi yuvalarına gidiyor. Yerin altında nasıl bir düzen var. Anlaşılır gibi değil. Deliler gibi çalışıyorlar. Dedikodu yok, kavga yok, kıskançlık, haset hiç yok. Kargaşa, kaos yok. Tek dertleri yaşam ve ayakta kalma çabası. Araştırmacılar karıncaların yer altındaki kilometrelerce uzunluktaki yuva ve yerleşim düzenlerini incelediklerinde şaşkınlığa uğruyorlar. Nasıl bir düzen bu anlayabilmiş değilim. Bazen büyük bir yiyecek parçasını 3-4 karınca biraraya gelip hep beraber sürükleyerek yuvalarına götürüyorlar. Çok enteresan ölü bir karıncayı bile hep beraber alıp taşıyorlar. Sürekli bir disiplin ve intizam içindeler. Dikta yok, zorlama yok, terör yok, balyoz hiç yok. Saygı ve sevgi içinde nesillerini sürdürüyorlar.
n
n Onlardan saygıyı, sevgiyi, disiplini, azmi ve hayata karşı direnmeyi yine ve yeniden öğreniyorum.
n
n Bu yaşta bile öğreneceğim ne çok şey olduğunu fark edebilmek ne güzel. Her zaman olduğu gibi yine tekrarlıyorum. Anlayana hayvan olayı bir felsefedir.
n
n Şimdi son hasat zamanıdır. Evimin bahçesinde bir nar ağacı vardı. Her yıl narlarını sevgiyle topladığım. Artık bahçede kocaman apartmanlar var. Ağaçlarımı kesip yok etmişler.
n
n Bir tek nar ağacım kalmış gözden uzak ve boynu bükük. Oysa evler yapılırken hiçbir ağacın kesilmeyeceğine dair söz almıştım. Gülibrişim ağacım taşınıp başka bir köşeye dikilecekti.
n
n O ağaç yıllarca bana gölge etmiş, her akşam güzel kokusu ile beni mutlu etmişti. O ağaç da bütün ağaçlar gibi kesilmiş.
n
n Şarkılarda olduğu gibi “O ağacın altı” kalmamış. Anımsayacak tek bir bitki bile kalmamış bahçemde. Oysa söz kurşun gibi ağırdır. Ağızdan çıktı mı unutulmaz.
n
n Bahçedeki ağaçlarımın öyküsünü bir gün tekrar yazacağım uzun uzun.
n
n Ama ağaçlarım hiç affetmeyecek. Şimdi son hasat zamanıdır deyip üzerinde kalan iki narı alıp geldim.
n
n Bahçemin son hasadı ve son narlarım. Oysa nar bereket ve cenneti simgeleyen bir meyvedir.
n
n Einstein der ki,
n
n “İnsanlar ikiye ayrılır. İyi insan ve kötü insan.” Ben iyi insan cenahında kalmayı seçtim.
n
n Elimde kalan sadece iki tane nar.
n
n Dağarcığımda daha neler var.
n
n Yüreğim istese bir bahar bağışlar.
n
n Gördüklerim neye yarar.
n
n Kötüye cennet bile dar.
n
n Bahçeme artık, sadece hüzün yağar.
n
n Bu kalem istese daha neler yazar..
n
n Ben karıncalar gibi yaşamayı, elimden, dilimden ve yüreğimden geldiğince sevdiklerimle aynı yolda yürümeyi, ihanet etmemeyi, bir nar gibi bereketli olmayı ve cennete gitmeyi tercih edenlerdenim.
n