Kur’an ayından amaç, Ramazan ayıdır.
Bu aya anlam kazandıran, Kur’an-ı Kerim’dir. Çünkü Kur’an-ı Kerim, bu ayda inmiştir.
Ramazanda yapılan iyiliklerin mükafatı, diğer aylarda yapılanlardan daha çok olduğu içindir ki, Müslümanlar zekatlarını genelde bu ayda verir. Buna saygı göstermek gerekir.
Herkesin, yapmış olduğu alış-verişin karlı olmasını istemesinden daha doğal ne olabilir?
Bize göre asıl önemlisi, bu ayda indirilmiş bulunan Kur’an-ı Kerim’in Müslümanlar tarafından yeterince anlaşılma çalışmalarıdır.
Bu ayda okunan mukabeleler, tutulan oruçlar, kılınan teravihler, verilecek fitreler, sadakalar ve zekatlar Ramazana anlam kazandırmaktadır.
Ama daha önemli bir iyiliği kendimiz için yapmalıyız.
O da Kur’an-ı Kerim’i anlamak ve gereğince inanıp hareket etmektir.
Bu kitap, insanlığın dünyevi ve uhrevi sorunlarını çözmek için gönderilmiştir.
Bu kitabı yalnız mukabele okuyup her harfinden en az on sevap almak yada ölmüş anne ve babamızı cennete göndermek için okumayacağız.
Bu kitap bir iman ve yaşam projesidir. Bu kitabı bu şekilde algılamayanınyada candan kabul etmeyenin mukabelesi de, babasının ruhuna gönderişi de anlamsızdır.
Hayatını ve dünyasını bu kitabın bakış açısıyla yorumlamayanın Kur’an’la ilişkisi olmaz. Böyleleri hem kendilerini ve hem de başkalarını kandırmış olurlar.
Müslümanların çözümsüzlüğü buradadır. Bunu anlamadan dökülen kanların, yapılan zulümlerin nedeni anlaşılmaz.
Merhum Akif bu çözümsüzlüğü şöyle dile getirmiştir:
“İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de / Yoksa hiç mana aranmaz mı bu ayetlerde.
Lafzı muhkem yalnız anlaşılan kuranın / Çünkü kaydında değil hiç birimiz mananın.
Ya açar nazmı celilin bakarız yaprağına / Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
İnmemiştir hele Kur’an şunu hakkıyla bilin / Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.”
Selam ve sevgi ile…