n
n n Bonniebee diyor ki;
n n
n n Düşmanlarınızı sevin çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir.
n n Benjamin FRANKLİN
n n
n n 19 Eylül Çarşamba günü Hürriyet Gazetesi ndeki köşe yazısında ‘Hababam’a Güvenin’ diyor, Sayın Özdil.
n n O hatırlattıkça ben yeniden hatırlıyorum Kel Mahmut’u, Hafize Ana’yı, İnek Şaban’ı, Güdük Necmi’yi, Tulum Hayri’yi, Dom dom Ali’yi, Damat Ferit’i ve diğer hafızalarımızdan çıkmayacak diğer ölümsüz karakterleri.
n n Mahmut Hoca Münir Özkul muydu yoksa Münir Özkul, Mahmut Hoca mıydı?
n n Bunun çokça da bir önemi yoktu zaten, yaşamımıza Hababam Sınıfı’nın okul müdürü ve tarih öğretmeni olarak yani Kel Mahmut olarak çarçabuk girivermişti.
n n Çocuklar maç için sınıftan kaçsalar, tuvalette sigara içseler, türlü türlü yaramazlık yapsalar, sonunda yine kendilerini Mahmut Hocanın karşısında bulurlardı.
n n ‘Fırlaması, avanağı, şehirlisi, köylüsü, zengini, fakiri, doğulusu batılısıyla Türkiye’nin özetiydi’ diyor, Yılmaz Özdil.
n n Bu muhteşem tespit ile devam ediyor yazısına ve soruyor: ‘Peki, insanımızın kodlarını bu kadar iyi gözlemleyen büyük ustanın hepimizi tek tek oraya monte ederken; bazılarımızı ıskalaması mümkün müydü?
n n
n n Xxxxx
n n
n n Varlığıyla yokluğu; gençliğini yaşamamış tipleri.
n n Okulu kırıp, sinemaya gitmemiş, yatılı öğrenci yurdunda hiç kalmamış, sahilde hayatı boyunca bir kez ateş etrafında koşturmamış, aşk yüzünden hiç acı çekmemiş, kanı kaynamamış tipleri.
n n Özetle, hayat okulunda sınıfta kalmış tipleri.
n n
n n Söyleyin bakimmmmm, kim yaptı bu münasebetsizliğiii?
n n
n n Mahmut Hocayı bu afacanların yüzüne bakarken anımsıyorum da; ne kadar kızarsa kızsın gözlerinin içindeki şefkati görürdünüz hep.
n n Sevgisini, merhametini, babacan halini.
n n Kopya çekildiğinde öfkeden deliye dönen ama Damat Ferit’in bebeğini yatakhanede bulunca ‘niye bana gelmediniz’ demesini unutmak mümkün mü?
n n Eh tabi bir de ‘Kim yaptı bu münasebetsizliği?’ var.
n n
n n Şayet gençlik bilebilseydi, şayet ihtiyarlık yapabilseydi, değil mi dostlar?
n n Ne muhteşem bir söz, keşke, keşke…
n n Evet, gençlik, insanın başına bir kez geliyor.
n n Ve bazılarımız doya doya yaşamışken bazılarımız da maalesef ıskalamış oluyor.
n n Evet, gençliğin halinden ancak bir zamanlar genç olduğunu unutmayanlar anlıyor, onlara sürekli engel çıkarmak yerine daima önlerindeki engeli kaldırıyor.
n n Xxxxx
n n
n n Evet, ‘Hababam’a güvenin’ diyor, Sayın Özdil.
n n Ben güveniyorum.
n n Hem de çok güveniyorum.
n n Çünkü bu ülkenin saygısız, vicdansız, isim önündeki akademik rütbelere sığınan Mahmut Hocaları varsa, gücüne güvenip insanların işiyle gücüyle uğraşıyorsa da, öğrenci, genç, çocuk demeyip kapı dışarı ediyorsa, bu ülkenin gerçek bilim insanları, akıl hocaları ‘Kel Mahmut’ları onlardan daha çoktur.
n n Bu ülkenin, eğitime ve bilime inanmışları daha çoktur.
n n Bu ülkenin gerçek akademisyenleri, tıpçıları, matematikçileri, kimyacıları, sanatçıları onlardan daha çoktur.
n n Ve bu ülke bunca asır hala ayakta dimdik duruyorsa bundan sonra da hiç korkmadan duracaktır.
n n Ve unutmayın dostlar.
n n Bu ülke ‘edenin bulduğu’ da bir ülkedir.
n n Yani ne yaparsan yap, ne edersen et, eden buluyor, yani ne ekersen onu da biçiyorsun!
n n
n n Xxxxx
n n
n n Bu hafalık da bu kadar…
n n Sevgilerle, khoda hafez, khoda negahtar!..
n