Çalışırken geleceğe ilişkin planlar yapmak, en azından başını sokabileceği bir konuta sahip olabilmek işçi ve memurun en büyük düşüdür.
Aldığı düşük maaşla geçinmeye çalışırken, yapabildiği tasarrufla, birikimle emekli olduğunda bir konut alabilmek öncelikli hedefidir işçinin, memurun.
Memur, işçi, geçmişte emekli ikramiyesi veya kıdem tazminatı ile bu düşünü gerçekleştirebildiği gibi, çocuklarını evlendirebiliyor, hatta lüks olmasa da bir otomobil alabiliyordu.
Ne var ki günümüzde sürekli eriyen, satın alma gücü çok aşağılara doğru yuvarlanan kıdem tazminatı ve ikramiye ile artık bunları yerine getirebilmek olası değil.
Bırakın konut sahibi olabilmeyi, çocuklarını evlendirebilmek, sıradan bir otomobil sahibi olabilmek artık çok zor memur, işçi ve dar gelirli kitle için.
Emekli olduğunda düşlerinin gerçekleşmesi bir hayli zor olan memur, çalışırken ev sahibi olabiliyor mu?
Hayır olamıyor.
Çalışan memur tek şartla konut sahibi olabilir.
Eğer, memur yemeden içmeden aylık gelirini 10 yıl biriktirebilirse, hayalini kurduğu evine kavuşabiliyor.
Çalışan memurun neden ev sahibi olamayacağını, Bağımsız Sendikalar Konfederasyonu’na (BASK) bağlı Bağımsız Büro-Sen’in yaptığı bir araştırma çok net ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre, nüfusun yüzde 40’ı kirada oturan Türkiye’de bunun önemli bir bölümünü memur maaşı ile geçinmeye çalışan aileler oluşturuyor.
Yılbaşında yapılan yüzde 3 zam ile ortalama memur maaşı 2 bin 200 liraya ulaştı.
Açlık sınırının 1257, yoksulluk sınırının 4 bin 94 lira olduğu günümüzde, 2 bin 200 lira maaş alan bir memur, bununla gıda, giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer zorunlu harcamalarını karşılamaya çalışıyor, ay sonuna güçlükle çıkabiliyor.
Düşük maaş alan memur, bir anlamda açlıkla mücadele ediyor, ayakta kalmaya çalışıyor.
Bu koşullarda ortalama 2 bin 200 lira maaş alan memurun, en düşüğü 50 bin lira olan bir konuta sahip olabilmesi hayal değil de ne?
Düşük maaş alan memur, bir şartla ev sahibi olabilir.
Nasıl derseniz?
Araştırmanın ortaya koyduğu gibi, 10 yıl gibi kısa vadede ev sahibi olmak isteyen memur, yemeyi, içmeyi bırakarak, yani bitkisel hayata geçerek hayalini gerçekleştirebilir.
2 bin 200 lira aylık geliri olan bir memur, ancak yemeden içmeden, yaşamdan koparak en az 10 yıl çalışarak ev sahibi olabiliyor.
Yaşam güçlüğünün daha fazla hissedildiği, ortalama ev kiralarının 1500 lira olduğu İstanbul ile diğer kentlerde 500 ile bin lira arasında değişen kiralık evlerde oturan memur, bırakın birikim yapmayı kirasını dahi ödemekte zorlanıyor.
Ailesi ile birlikte oturan memur kendini şanslı sayarken, görevi gereği ailesinden uzak olanlar ise kirayı paylaşmak için 3-4 kişi ortak ev kiralıyor.
Bağımsız Büro-Sen Genel Başkanı Remzi Kızılkaya’nın da vurguladığı gibi, ‘’Bir memur birikim yaparak ev sahibi olmaya çalışsa ancak yaşamının son dönemlerinde bunu gerçekleştirebiliyor’’.
Ez cümle, memurun,çalışırken de emekli olduktan sonra da ev hayalinin gerçekleşmesi zor, hem de çok zor.
Düşük maaş, işçi, asgari ücretli, emekli gibi memurun da öncelikli ve çözüm bekleyen sorunu.