Halk arasında kullanılan bir sözdür. Ne abat ne berbat olur derler. Samsunspor da aynı durumda. Ne düzlüğe çıkabilecek bir durum oluşuyor ne de çok kötü bir durum oluşuyor. İki arada bir derede savrulup duruyor.Tam bu hafta yeni bir başlangıç olsun, bir çıkış yakalayalım diyoruz, yine olmuyor. Ve her geçen hafta sezon başı belirlenen şampiyonluk umutları tükenip gidiyor. Belki çok erken bunu söylemek ama umut, iyimser beklenti sürekli azalıyor. Her maçta taraftar birilerini istifaya davet ediyor.
Elazığ maçı da çıkışın başlangıcı olur umudu taşıdığımız bir maçtı ama yine olmadı. Yine maça 1-0 yenik başladık. Kornerden gelen topu herkes seyredince, yine golü kalemizde gördük. Demek ki maç konsantrasyonumuzda bir sorun var. Bunu çözemiyoruz. Ve 45 dakika hiçbir şey oynamadan soyunma odasına gidiyoruz.
Geçen hafta Antalya maçından sonra yazmıştım. Kadroyu yaparken önce Musa Aydın ve Adiloviç i yazarım sonra diğerlerini belirlerim diye. Bu maçta görüldü ki Musa Aydın bu takım için ne kadar önemli. İkinci yarı bambaşka bir takım izledik 20 dakika ve oyunu yönlendiren takımı hareketlendiren isim Musa idi. O 20 dakikada basan, koşan, ısıran, isteyen bir takım vardı. Ama yorgunluk başgösterince ancak beraberliği kurtarabildik. Biraz da şans yardım etseydi çizgiden çıkan toplarımızdan biri girse, Ercan altı pastan dışarı vurmasa bugün her şey farklı olabilirdi.
İlk yarıda takımın en iyisi olan Recep, ikinci yarıda Musa ile birlikte sahada olsa belki biraz daha etkili olma şansımız olabilirdi. 75. dakikadan itibaren yürümekte dahi zorlanan Mbilla yı 90. dakikada görüp oyundan almak ise hangi mantıkla açıklanabilir bilmiyorum.
Sonuçta erime, çözülme devam ediyor. Karanlık günler devam ediyor. Bilinmezliklerle dolu günler devam ediyor.