n

n

n Daha önceki “silahların susacağı gün” adlı makalemde; nevruzun astronomik bir olay olduğunu ve Ortaasya’dan bu yana kutlana geldiğini, siyasi olmamak kaydı ile kutlanmasının uygun olduğunu ifade etmiştim. 21 Mart 2013 Perşembe günü Diyarbakır’da bu kutlama yapılmıştır. Bu kutlamanın temelinde kardeşlik olduğu vurgulanmış olmasına rağmen; gözden kaçmayan bazı hususları burada ifade etmek isterim. Öncelikle, bu bayram resmi bir bayram değildir. Resmi bayram olmadığına göre kutlanması mahsurlu mudur? Elbette hayır, Türk insanının gelenekleri içinde yer alması sebebi ile kutlanabilir ve bununla ilgili faaliyetler yapılabilir. Yalnız, kutlamalarda Türk Bayrağı yoktu. Ben bunu tertip komitesinin hatası veya unutulmuş olma bahanesine katılamayacağımı öncelikle ifade etmek isterim. Bana göre, binlerce yıldır kutlanan bu bayram, Kürtlerin bayramı olarak kutlanmıştır. Kutlamada olmaması gereken, Abdullah Öcalan posterleri ve Kürt bayrakları ile flamalarının bulunuşu; bunun böyle olduğunu göstermektedir. Eğer, bu resmi olmayan bir bayram olarak, Türk Bayrağı dalgalanmıyor ise, diğerleri de olmamalıdır. Bunu barış sürecinin gözler önünde cereyan eden kazası olarak mı? Kabul edeceğiz. İşte, bayramı kutlarken onu siyasete alet etmek budur.

n

n İmralı’nın mektubu ise, her zaman olduğu üzere; hamaset, bol olarak ortaya konulan, bu olursa, bu da olur gibi ifadelerle dolu idi. Silahlar susacak, PKK Türkiye’den çekilecek, fakat Irak’ta, Irak’ın derinliklerinde bir güç olarak duracak. Abdullah Öcalan, 30 yıl süren bu savaşın galip lideri olarak kendini ilân etmiştir. Irak’taki PKK mevcudiyeti ise, bundan sonra ortaya koyacağı isteklerinin garantisi olarak kalacaktır. Başbakanımızın, tek devlet, tek bayrak, tek millet gibi ifadelerine karşılık, “Kürdistan” ifadesinin ne anlama geldiği gayet açıktır. Bundan eğer bu bölgenin adı olarak zikredilmek istendiğine inanmıyorum. Orası, Güneydoğu Anadolu bölgesidir ve bu ifade, insanları bu terime alıştırmak için kullanılmıştır. İmralı’nın vurguladığı diğer bir husus ise, Misak-Milli’dir. Ülkemizde Misak-ı Milli ilân edileli 90 yıl olmuştur ve bunun içinde Kürtler gibi diğerleri de vardır. Bununla ne denmek istediğini anlayamadım, ama bir ihtimal Kürtlerin Misak- Millisinden mi? bahsedilmek istenmektedir. Okunan mektupta bütün bunlara rağmen, Türklerden bahsetmeden, ülkemizdeki diğer azınlıklardan bahsederek, onlar için de nurlu ufuklardan bahsedilmesinin sebebi nedir? Bu kardeşlik ve beraberlikten öte ayrıştırmaktır.

n

n Bu yılkı nevruz kutlamalarında olayın olmaması göze çarpmakla birlikte; her şeyi serbest bırakarak ve kanunsuz davranışları gözardı ederseniz, elbette sorun çıkmayacaktır. Kürtler orada T.C Devleti’ne karşı bir gövde gösterisi yapmışlardır. İşin tuhaf tarafı ise, bütün bunların farkında olmayan veya farkına vardığı halde bile, umursamazlık içinde olan basın mensuplarının durumunu esefle gördüm. Yukarıda bu barış süreci ile ilgili hususlar üzerinde verdiğim ipuçları, esas olarak barış sürecini baltalayan hususlar olarak ortaya çıkacaktır. Bununla ilgili olarak Habur’da olanlar gözümüzün önündedir. Öteden beri üzerinde durduğum husus, söylemler ile amellerin bir çizgi üzerinde olmasıdır. Bu böyle olmadığı takdirde, ileride ihtilaflara sebep olacak anlaşmazlıklar çıkacak veya bir taraf mağdur olacaktır. Geçen hafta 18 Mart ile ilgili nutuklar çekilirken, 250 bin şehidimizin kanından bahsettik. İstiklâl Savaşı’nda ise 400 bin şehidimiz vardır. Bu ülke demire çeliğe karşı bedenlerini siper edenlerin sayesinde kurtuldu. Trablus-Garp, Balkan Savaşı, I.Dünya savaşı, Çanakkale savaşı ve İstiklâl Savaşı’ndaki toplam şehidimiz 6 milyon civarındadır. Beş kardeşten sadece, babamın babası (Dedem) savaştan geri dönmüştür. Annemin babası (Dedem) 3 Eylül 1922’de Yunan kurşunu ile şehit olmuştur. Bunları düşündüğüm zaman burnumun direğinin sızladığını hissederim. Bu ülkenin değeri bu kadar yüksektir. Onlara hep Allah’tan rahmet dilerim. Yanız, endişem onların emanetine sahip çıkamama endişesidir. Bu ülkede yaşayan bütün vatandaşlarımızın akıllarını başlarına toplayarak sulh ve sükûn içinde olmaları dileği ile saygılarımı sunarım.

n

n

n

n

n