n
nn İbrahim’in duası,
nn İsa’nın müjdesi,
nn Amine’nin nuru,
nn Abullah’ın yetimi,
nn Daha doğmadan Arapların doğum yılına “ferahlık ve sevinç yılı” dedikleri,
nn Kureyş’in Muhammed’ül Emini,
nn İnsanların ve cinlerin hidayet rehberi,
nn Allah’ın son peygamber olarak gönderdiği,
nn Aşkına evrenin yaratıldığı,
nn Doğduğunda Yahudi ilim adamlarının “Bu gece Ahmed’in yıldızı doğdu” dedikleri,
nn Fakir süt annesinde “uğurlu çocuk” olarak nitelendirilen,
nn Kızgın Arap çöllerinde bulutların gölgelendirdiği,
nn Meleklerin kanat gerdiği,
nn Rahip Bahira’nın şeref ve mutluluk fidanı ve misafiri,
nn Seyyidünnisa Hz. Hatice’nin zevcesi,
nn Kasım’ın, Zeynep’in, Rukiye’nin, Ümmü Gülsüm’ün, Fatıma’nın, Abdullah’ın babaları,
nn Hz. Hasan ve Hüseyin’in dedeleri,
nn Yiğit Hamza’nın yeğeni,
nn Ümmetinin şefaatçisi,
nn Yaratılmışların en şereflisi,
nn Dünyamıza ve aramıza yeniden doğar gibi doğumunu gözlediğimiz sevgililer sevgilisi Hz. Muhammed’in dünyayı onurlandırmasının 1442. yılının nuru VE HEYECANI İLE YAŞIYORUZ.
nn O’nu anıyoruz!
nn O’nu arıyoruz!
nn Tıpkı Arif Nihat Asya’nın;
nn “Şimdi seni ananlar
nn Anıyor ağlar gibi
nn Ey yetimler yetimi
nn Ey garipler garibi
nn Düşkünlerin kanadıydın
nn Yoksulların sahibi
nn Nerde kaldın ey resul
nn Nerde kaldın ey nebi
nn Gel ey Muhammed!
nn Bahardır,
nn Dudaklar ardında saklı aminlerimiz vardır
nn Hacdan döner gibi gel
nn Miraçtan iner gibi gel
nn Bekliyoruz yıllardır…” dizelerinde ifade ettiği gibi Hz. Peygambere özlemimiz aradan asırlar geçse de ilk günkü gibi devam etmektedir.
nn Sevgililer sevgilisini anıyoruz!
nn İnsanlık, O’nun getirmiş olduğu barış ve kardeşlik düzenine ihtiyacı vardır .
nn Gönüller, O’nun doğumuna yeniden açılmalıdır.
nn Bunun için O’nu anıyoruz!
nn Yalnız biz değil, tüm insanlık ona muhtaç
nn O, insanı esfeli safilin (aşağıların en aşağısından)den alıp en şerefli (Ahsen-i takvim) seviyesine çıkarandır.
nn İnsanlığın kaybolmuş onurunu, insanlığa o kazandırdı.
nn Biraz da onurumuzu arıyoruz…
nn Salat ve selam sevgiliye…
nn
n