Ankara nın ayazında üstünde paltosu
olmadan yaya TBMM ye giden bir şair, bir milletvekili...
Yoksul ama gururlu...
Hiç gocunmuyor...
Yüreğindeki iman ve vatan sevgisi
en büyük serveti...
Bir lokma, bir hırka hayat...
Millet neyse vekili de o...
TBMM, İstiklal Marşı için yarışma açıyor...
İşin ucunda 500 liralık ikramiye var...
Ödül için İstiklal Marşı yazılmaz diyerek, katılmıyor...
700 ün üzerinde eser geliyor komisyona...
Hiçbiri o destanın ruhunu anlatamıyor...
Sonra güçlükle ikna ediyorlar...
Korkma diye başlayan ve ayakta alkışlanan dizeleri,
İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor...
500 liralık ödülü,
Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde cepheye elbise diken
Darül Mesai Vakfı na bağışlıyor...
Fakirin fukaranın
elbisesi, paltosu olsun diye...
Kendi cebinde bir vekil arkadaşından
borç aldığı 2 lirası varken...
Çile dolu bir hayat serüvenini,aşık olduğu
vatan toprağında sonlandırıp;
Hakk a yürümek tek dileği...
Yaradan kabul ediyor...
İstiklal madalyalı milli şair ve
eski vekil;devlet töreni yapılmadan
sevenlerinin omzunda
dualarla son yolculuğuna uğurlanıyor...
Ne kadar garip değil mi?..
Eserleri kadar hayatıyla da dersler
veren bir büyük insan Mehmet Akif Ersoy...
O paltosuzluğun öyküsü bile
bugünlere dair çok şey anlatıyor aslında...
Ye kürküm ye şaşasının
başdöndürücü etkisinde
kaybolup gidenlere...
Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmayı
nasip etmesin