Milletvekilleri, seçildikleri bölgenin değil, anayasaya göre Türkiye’nin milletvekilleridir.
Türkiye’de ve dünyada etnisiteye dayalı milliyetçilik cereyanlarının bir tabanı vardır.
Cumhuriyetten önce kendi içimizde, Müslümanlar arasında Arapçılık, Kürtçülük ve Türkçülük öne çıkan cereyanlardı. Bu cereyanlardan Arapçılık, Cumhuriyet öncesinde hedefine ulaşmıştır.
Cumhuriyet sonrası Türkiye’sinde ise Türkçülük ve Kürtçülük, birbirlerine alternatifmiş gibi canlı tutulmuş ve ülkemiz bölünme aşamasına getirilmiştir.
Oysa herkes Müslümandır.
Bu ülkenin son kurtuluş savaşını birlikte vermişlerdir.
Bu iki kesimin inanmış olduğu din ise milliyetçiliğin(ırkçılığın) her türlüsünü kesinlikle yasaklamış ve lanetlemiştir.
Türkiye’de bölgesel milliyetçilik ise seçimden seçime kaşınan, kaşıtılan uyuz hastalığı gibidir.
Herhangi bir beldede ya da ilçede seçim yapıldığı zaman, siyaset asalakları orada ortaya çıkar.
Ehliyetsiz, aciz ve beceriksiz kişiler, hemen bulunduğu yerde ortaya çıkar ve doğduğu bölgeyi(ilçe ya da ili) kendisinin en iyi temsil ettiğini iddia eder.
Böylelerinin milletvekili ya da belediye başkanı seçildiklerinde diğerlerinden daha iyi hizmet üreteceklerini iddia ederler.
Bu mantığın ve çirkinliğin Samsun örnekleri hiç de iyi örnekler olmamışlardır. Yalnız ve sadece kardeş toplumumuzun kardeşlik temellerini sarsmışlardır. Milletvekili olarak doğdukları bölgeleri aşamamış bu aciz ve apocuk ruhlu kişiler fayda yerine her zaman zarar getirmişlerdir.
Bunlar milletvekilliklerini ve belediye başkanlıklarını toplumun huzuruna ve kardeşliğine tercih etmiş siyaset canavarları ve istismarcılarıdır.
Bu davranış cahiliye adetidir. İslam bunu şiddetle men eder, yani yasaklar.Bu siyaset canavarları apocukların son yirmi yıllık durumunu görmek isteyenler Samsun’un yakın siyasi tarihi ile 2015 milletvekili genel seçimlerine bakmaları yeterlidir.Samsun’umuzun şahsında tüm Türkiye bu hastalıktan kurtulmalıdır. Selam ve sevgi ile…