Dermatoloji alanında uzun yıllara dayanan deneyimiyle öne çıkan Prof. Dr. Şule Göngör, son yıllarda estetik dermatolojide sıkça tercih edilen “altın iğne” (fraksiyonel radyofrekans) uygulaması hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Cilt yenileme, sıkılaşma ve iz tedavisinde etkili sonuçlar sunan bu yöntem, cerrahi müdahale gerektirmemesi ve kısa iyileşme süresiyle dikkat çekiyor.

Altın iğne uygulaması, mikro iğneler aracılığıyla cildin alt katmanlarına kontrollü radyofrekans enerjisi verilmesi prensibine dayanır. Bu işlem sırasında cildin yüzeyine zarar verilmeden dermis tabakasında ısı hasarı oluşturularak kolajen ve elastin üretimi tetiklenir. Prof. Dr. Şule Göngör’e göre bu mekanizma, cildin kendini doğal yollarla yenilemesini sağlayarak daha sıkı, pürüzsüz ve genç bir görünüm elde edilmesine yardımcı olur.

Uygulamanın en önemli avantajlarından biri, farklı cilt sorunlarına aynı anda çözüm sunabilmesidir. Akne izleri, geniş gözenekler, ince kırışıklıklar, cilt sarkmaları ve ton eşitsizlikleri altın iğne tedavisiyle gözle görülür şekilde azaltılabilir. Özellikle yüz, boyun ve dekolte bölgesinde etkili sonuçlar alınırken, son yıllarda vücut bölgelerinde de sıkılaşma amacıyla tercih edilmektedir.

Prof. Dr. Göngör, altın iğne tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Her bireyin cilt yapısı, yaşı ve ihtiyaçları farklı olduğu için uygulanacak seans sayısı ve enerji düzeyi dermatolojik muayene sonucunda belirlenmelidir. Genellikle 3 ila 4 seanslık bir tedavi protokolü önerilirken, bazı hastalarda daha az ya da daha fazla seans gerekebilir. Seanslar arasında yaklaşık 3-4 hafta bulunması, cildin kendini yenilemesi açısından önemlidir.

Uygulama öncesinde hastanın cildi detaylı şekilde analiz edilir ve işlem sırasında konforu artırmak için lokal anestezik kremler kullanılır. Bu sayede işlem sırasında hissedilen rahatsızlık minimum seviyeye indirilir. Ortalama 30-45 dakika süren uygulama sonrasında hastalar günlük yaşamlarına kısa sürede dönebilir. İşlem sonrası hafif kızarıklık ve hassasiyet görülebilir, ancak bu etkiler genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer.

Bahar Alerjileri Çocukları Tehdit Ediyor: Uzmanından Kritik Uyarılar
Bahar Alerjileri Çocukları Tehdit Ediyor: Uzmanından Kritik Uyarılar
İçeriği Görüntüle

Altın iğne tedavisinin en dikkat çekici yönlerinden biri de dört mevsim uygulanabilir olmasıdır. Lazer tedavilerinin aksine, epidermise minimal zarar verdiği için yaz aylarında da güvenle tercih edilebilir. Ancak yine de işlem sonrası güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşır. Prof. Dr. Şule Göngör, güneşten korunmanın tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirterek hastaların bu konuda bilinçli olması gerektiğini ifade etmektedir.

Tedavinin etkileri genellikle ilk seanstan sonra fark edilmeye başlasa da, asıl sonuçlar kolajen üretiminin artmasıyla birlikte birkaç ay içinde belirgin hale gelir. Ciltte sıkılaşma, parlaklık ve genel kalite artışı gözle görülür şekilde ortaya çıkar. Uzun vadede ise düzenli bakım ve destekleyici uygulamalarla bu etkilerin kalıcılığı artırılabilir.

Altın iğne uygulaması her ne kadar güvenli bir yöntem olsa da, doğru ellerde ve uygun cihazlarla yapılması büyük önem taşır. Prof. Dr. Göngör, bu işlemin mutlaka dermatoloji uzmanları tarafından, steril koşullarda ve kişiye özel parametrelerle gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Aksi takdirde istenmeyen yan etkilerle karşılaşılabileceği konusunda uyarıda bulunmaktadır.

Ayrıca altın iğne tedavisi, diğer estetik uygulamalarla kombine edilebilmesi sayesinde daha etkili sonuçlar sunabilir. PRP, mezoterapi ve somon DNA gibi destekleyici tedavilerle birlikte uygulandığında cilt yenilenmesi hızlanır ve sonuçlar daha belirgin hale gelir. Bu kombinasyonlar sayesinde hem cildin yapısal kalitesi artırılır hem de yaşlanma belirtileri daha etkin şekilde kontrol altına alınabilir.

Sonuç olarak altın iğne, modern dermatolojinin sunduğu yenilikçi ve etkili tedavi yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Cerrahi işlem gerektirmemesi, kısa sürede günlük yaşama dönüş imkanı sağlaması ve geniş bir etki alanına sahip olması sayesinde hem kadınlar hem de erkekler tarafından yoğun ilgi görmektedir.

Prof. Dr. Şule Göngör, cilt sağlığını korumanın ve estetik uygulamalardan maksimum fayda sağlamanın en önemli yolunun doğru uzman seçimi ve kişiye özel tedavi planlaması olduğunu vurgulayarak, bilinçli ve kontrollü uygulamaların her zaman daha başarılı sonuçlar getireceğini ifade etmektedir.