Haziran ayındaki genel seçimde de yüzde 10 barajı uygulanacak.
Özellikle DSP, BBP, İşçi Partisi, HDP, ÖDP ve diğerlerinin merakla beklediği yüzde 10 barajının kaldırılmasına ilişkin tartışmaya son noktayı Anayasa Mahkemesi koydu.
Yüce Mahkeme, genel seçimlerde uygulanan yüzde10 barajının kaldırılması başvurularını, ‘’konu bakımından yetkisizlik’’ gerekçesiyle reddetti.
Anayasa Mahkemesi oy çokluğu ile aldığı kararla, bir anlamda ‘’barajın kaldırılması benim işim değil. Bu konu siyasetin işi’’ diyerek, topu Meclis e atmış oldu.
Konuya ilişkin olarak günler öncesi bir gazeteye ‘’Seçim barajını gündemimize aldık, yakında görüşeceğiz’’ diye açıklamada bulunan, bu sözlerinden ötürü de iktidar milletvekillerinin tepkisini çeken Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, kararın alındığı toplantıya katılmadı.
13 Mart’ta emekliye ayrılacak Haşim Kılıç, geçen hafta da bir başka gazeteye ‘’Anayasa Mahkemesi üyeleri baskı altında ‘’ şeklinde açıklama yapınca; iktidar milletvekillerinin tepkileri daha da artmış, hükümet ile arasındaki mesafe açılmıştı.
Kulislerde, hükümetle soğukluk yaşayan Haşim Kılıç’ın yaptığı açıklamaları ihsas-ı rey (karar öncesi görüşünü açıklama) olarak kabul ettiği ve yeni tepkilere yol açmamak için toplantıya katılmadığı belirtiliyor.
Ergenekon, Balyoz, Oda TV davalarındaki kararlarıyla çok sayıda kişinin özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Anayasa Mahkemesi ve Başkanı Haşim Kılıç’a, iktidar cephesinde Yüce Divan ve seçim barajı tartışmalarından ötürü güvensizlik oluşmuştu.
Anayasa Mahkemesi, TBMM Soruşturma Komisyonu’nun dört eski bakanla ilgili aldığı karar tartışılırken, BBP ve DSP’nin yüzde 10 barajı başvurularını reddetti.
Bu kararla, iktidarın baraj konusunda Anayasa Mahkemesi’ne duyduğu kaygı, boşa çıkmış oldu.
Ancak, Yüce Divan konusundaki kaygıları hala sürüyor. Oysa Yüce Mahkeme’nin mevcut üyelerinin çoğunluğu Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan döneminde atandı.
Haşim Kılıç, emekliye ayrılmasının ardından siyasete soyunacağını da açıklamıştı.
Gelelim asıl konuya.
Kulislerde; Çiğdem Toker’in Cumhuriyet Gazetesi nde yazdığı gibi ,’’Mahkeme yüzde 10 barajının kaldırılmasını yetkisizlik nedeniyle reddetti. Yetkisizdi o halde başvuruları kabul ederek neden gündemine aldı, neden görüşüldü?’’
‘’Eğer seçim barajı, Anayasa Mahkemesi’nin konusuna girmiyorsa, bu başvuruları daha önce kabul edilemez bulması gerekmiyor muydu?
‘’Bu karar Haşim Kılıç’ın (üyelerimiz müthiş baskı altında) sözlerinin ardından dört gün geçmişken alındı. Üyeler Mahkemeye yönelik tepkilerden etkilendi mi?’’ soruları dillendiriliyor.
Tabii bu sorular birer iddia. Sanırım bu iddialara en güzel yanıtı Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararıyla yanıt verecektir.
Bilinen o ki; 7 Haziran’da yapılacak genel seçimde, eskiden olduğu gibi yüzde 10 barajının uygulanacak olması.
Yüzde 10 barajından ötürü seçmenin iradesinin tamamıyla TBMM’ye yansımadığı aşikar.
Kuşkusuz barajdan ötürü, özellikle aynı kulvardaki partiler işbirliği yapıp seçime katılacaktır.
Ne var ki daha önce de yapılan bu işbirliğinden beklenen sonuç alınamamış, yüzbinlerce oy boşa gitmişti.
Demokratik çözüm, yüzde 10 barajının belirli oranda düşürülerek, diğer partilerin de TBMM’de temsil edilmesine olanak sağlamaktır.
Anayasa Mahkemesi reddettiğine göre, bunu gerçekleştirebilmek için görev AKP, CHP ve MHP’ye düşüyor.
Peki bu partiler yüzde 10 barajının düşürülmesine yanaşır mı?
Sizce yüzde 10 barajını kaldırırlar mı?