Türkiye’nin son otuz yılı, şehit cenazeleri ile geçti.Yoksulların garibanların,sahipsizlerin sıvasız ve çoğu tek katlı olan evlerine tarifsiz acılar düştü.O acıların düştüğü evlerden ,fakir semtlerden hiçbir zaman hiç kimseye kin ve düşmanlık çıkmadı.Ama o yürek yangını hep tarifsiz yaşandı.
Ateş, sadece düştüğü yerleri yaktı.Zannedildi ki o evlerinde sönen ocaklarda yıllar geçince acılar soğudu.Ne acı soğudu, ne acı eksildi.O tarifsiz acı, hep galip geldi.Onları anlayan ,onların dilinden konuşan olmadı.Teselliler, günlük ve dönemseldi.Onların hukuka bağlı olduğu kadar hiç kimse hukuka bağlı olmadı.Onlara verilen sözler maaş,iş hakkı,serbest seyahat kartı ve faizsiz konut kredisi gibi haklar olarak görüldü.Sosyal hakların her şeye merhem olacağı düşünüldü.Kimilerine göre onların hep susturulması ve hep “vatan sağolsun “ demesi gerekiyordu.Bazen isyan edenler oldu, onların da nabzına göre şerbet verenler oldu.Bu döngü devam ederken, birçok şehit anne ve babası tarifsiz acıya daha fazla dayanamayıp bu hayattan göçüp gitti.Şehit yakınlarının sayısı artsa bile şehit anne ve babalarının sayısı hastalığa ve yaşlılığa bağlı ölümlerle azalmaya devam ediyor.Bu elbette doğal bir sonuç,bu takdiri ilahi.Buna kimsenin bir itirazı yok.Bu ülke için,bu millet için ,bu bayrak için evladını şehit vermiş anne ve babaları iktidar ya da muhalefet partilerinden hiçbirisi 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimlerinde seçilebilecekleri bir yerden aday gösterip ,listeye sokmadı.Sanki şehit anne ve babalarının söyleyecek ya da yapacak bir şeyi yokmuş gibi davranıldı.Oysaki onların da TBMM’de yapacağı çok şey vardı.Bu kesinlikle gözden kaçırılmadı bilinçli bir şekilde onlar görmezden gelindi .Ama TBMM’ye 40 bin kişinin ölümünden sorumlu olan teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın ‘Sayın Öcalan ‘soyadı ,yeğeni Dilek Öcalan’la birlikte sokuldu.Dilek Öcalan, Sayın Öcalan soyadı ile 23 Haziran 2015 günü TBMM’de yemin etti. Bunun ne anlama geldiğinin yorumunu en iyi biz şehit yakınları yapıyoruz.Nedense her fırsatta şehitleri göklere çıkaran bazı siyasi partiler bile sembolik de olsa bir şehit annesini ya da bir şehit babasını milletvekili rozeti ile Meclis e sokmadı.Abdullah Öcalan davasına müdahil olarak katılan bir şehit abisi olarak kamuoyunun ve siyasi partilerin yakından tanıdığı birçok şehit anne ve babasını hatta şehit eşini ben de tanıyorum.Biliyorum ki onların içerisinden keşke milletvekili olsaydı dediğim birçok değerli isim var.Şehit annesi Pakize Akbaba o isimlerden birisiydi onunla ümitlenmiştik ki en baştan elediler .Meclis e şehit annesi olarak girmesi ismen yasaklanan şehit annesi Pakize Akbaba, adaylık teklifi yapıldığı ve aday adayı olduğu partide bile harcandı.Şehit Babası Hamit Köse,Mehmet Gencer ve şehit eşi Yıldız Namdar şehit yakınlarını TBMM’de temsil edebilecek en değerli ve en seçkin isimlerdi ama kimse onları yanına bile yaklaştırmadı.Bir dönem Diyarbakır’dan bağımsız milletvekili adayı olan şehit eşi Yıldız Namdar’ın milletvekili seçildiğinde Meclis kürsüsünden “Biz kimseye bir şey yapmadık “ demesinden mi korkuldu.Buna benzer nedenleri herkes az çok tahmin edebilir.
Şehit anneleri ya da babaları seçilebilecekleri şekilde milletvekili adayı gösterilmedi.Yemin namustur. Şehit yakınları ve şehitler siyaset sahnesinde de ettikleri milletvekili yeminine namus gözü ile bakıp sadık kalırlar diye korkuldu.Bence bu nedenle şehit yakınları prim yapmadı.Haini bol bir ülkede teröristbaşı Öcalan’ın yeğenini TBMM’de milletvekili olarak görmek, şehitlerimizin sadece kemiklerini sızlatmıyor,şehitlerimizi kahrediyor.Şehitlerimiz ağlıyor bunun farkında olan var mı?Herkes aynaya baksın aynada kim var görsün!TBMM’de bir tek şehit soyadı var mı?