Meteorolojiden verilen bilgilere göre önümüzdeki yaz oldukça sıcak geçecek. Yalnız, ben hava durumundan bahsetmek istemiyorum. Birkaç yıldır devamlı referandum, seçim üzerine seçimleri yaşıyoruz. AK Parti'nin 22 Haziran'da yapılan kurultayından sonra, yeni hükümet kurulmuş olmasına rağmen; birçok konuda belirsizliklerin devam ettiğini görüyoruz. Uzun zamandır adı konulmasa bile bir başkanlık sistemi içinde idare edildiğimiz gerçeği ortadadır. Yalnız bunun kanuni olarak yerine getirilmesi istenmektedir. Demokratik ülkelerde, elbette seçimler olacak ve halkın seçtiği kişiler ülkeyi idare edecek ve ülkenin kalkınması için önlemleri alacaklardır. Bu da bir yarıştır ve ülkeyi en iyi idare edenleri ortaya çıkarır. Demokrasilerde esas olan da budur. Yalnız, son zamanlarda ülkemiz hizmet yarışını bir tarafa bırakarak, hep seçim ve siyasi atmosfer içine sürüklenmektedir. Bir seçim oldu, hiçbir parti tek başına hükümet kuracak sayıya erişemedi, sonra bir seçim yapılarak AK Parti çoğunluğu elde etti ve hükümeti kurdu güvenoyunu aldı. 20 aylık bir süre geçti, geçmedi parti içinde değişikliğe gidildi ve yeni bir başbakan ile hükümet kuruldu. Tüm bunlar, AK Parti'nin kendi iç tasarrufudur ve kimsenin bunun üzerinde ahkam kesmesi de gerekmez. Bu olaylar iyi veya kötü oldu bunun üzerinde de konuşulmamalıdır. Zira bir sonraki seçimde bu hususlar sandığa yansıyacaktır. Açıkça ifade etmek gerekirse, bunun üzerinde yoruma gerek yoktur.

Esas olarak üzerinde durmak istediğim birçok konu var ki, bunlar ortada durur iken, kaybedilen zamandır. Suriye ve Irak sınırındaki olaylar bitmek bilmiyor. Her gün birden fazla şehit haberleri ile yıkılıyoruz. En azından ben şunu söyleyebilirim ki, ben bu haberlere alışamadım, alışmam da mümkün değil. Zira, her şehit ile yıkılan aileler ve bu ailelere düşen acının hafife alınması, mümkün değildir. Hepsi bizim canımız ve kanımızdır. Onlara hep Allah'tan rahmet diliyorum, acılarını ruhumun derinliklerinde hissediyorum. Elbette, vatan için ölmek, şehit olmak da vardır, ama insan olarak onların en büyük hakkı yaşamaktır.

Bunun yanında güney sınırımızın yangın yeri olmaya devam ettiği ortadadır. IŞİD ve PYD terörü; yurt içinde ve sınırlarımızda devam etmektedir. Sınırdan adımınızı attığınız zaman birbirinden farklı gruplar olsa da hepsinin, ülkemize düşman olduğu durumu yaşıyoruz. Bu durumun sonucunda ortaya çıkan diğer önemli husus ise, mülteci sorunudur. Birçok defalar yazdım ve yazmaya devam edeceğim, dünyada hiçbir ülke yoktur ki, böyle bir mülteci sorununa dayanabilsin. AB ile yapılan görüşmelerdeki durum ortadadır. Bırakın yüzbinler, milyonları, birkaç mülteciyi kabul etmek için nasıl da kıvrandıkları ortadadır. Ortadoğu'yu karıştıracaksın, silahını satacaksın, sömüreceksin; sonra mülteciler senin olsun diyeceksin.

Dış politikamızın da derhal değişmesi gerekir, komşularımızla sıfır sorunla başlayan politikamız iflas etmiştir. Ülkemiz maalesef bir yalnızlık içindedir. Elbette, bunun için bizimle iyi geçinin diye onlara yalvarmamıza gerek yoktur. Zira Ortadoğu'nun vazgeçilmez ülkesiyiz.

Not: Sayın okurlarım, uzun bir süredir sizlerle beraber olamadım ve makalelerime ara verdim.12 Nisan 2016 tarihinde sağ gözümden Ankara'da çok önemli bir ameliyat (Retina) geçirdim. Ameliyat sonrası oldukça uzun bir süreyi içine almaktadır. Allah'a şükürler olsun gün be gün daha iyileşmekteyim. Yalnız bir ikinci ameliyat daha geçirmem gerekecek. Bu vesile ile tüm hastalara acil şifalar dilerim. Saygılarımla.