Geçen sezonu Mersin İdmanyurdu travmalarıyla bitiren Samsunspor un, yeni sezona moral ve heyecanını kaybederek başladığını söylemek yanlış olmaz sanırım.
Şehirdeki hava bunu net olarak ortaya koyuyor.
Kimse sadece passolig e suç bulmasın. Eğer bu takıma güvenilmiş olunsa, kesinlikle mazeret olmayacaktır.
Futbolun tadının ülkemizde sadece sıkıntı veren bir havasının olması da işin cabası.
Samsunspor’u sevenlerin de bundan etkilenmemesi mümkün değil.
Tüm olumsuzluklara rağmen çok da uzak duramıyorsun.
Futbolun tatlı rekabetini yaşamak hastalık kıvamında olunca; gözler başka tarafa zor dönüyor.
Aslında zaafımızdan dolayı bile bile kullanılıyoruz .
Böylesi şartlarda başlayan lig serüveni PTT 1. Lig e bir yıl sonra geri dönen Giresunspor maçıyla başladı.
Samsunspor daha önceki sezonlara karşın elinde en azından sayısal anlamda olumlu olarak görülecek futbolcu kadrosuyla başladı.
Gidenleri arar mıyız ?
Önümüzdeki maçlara bakacağız…
Maça yeni transferlerden, “zaten malum koşullardan fazla da transfer yok ya” sadece Serdar Eylik takviyesiyle başlandı.
Olmasa da olurdu…
Samsunspor’da geçen tüm sezon boyunca en önemli sıkıntısı olarak dile getirilen orta alan sıkıntısına bir de gol bölgesinde ilave dertler açılmış.
Adiloviç’in bu oyun yapısıyla gol bulması çok ama çok zor. Kanatları kullanacak oyuncu yapısının olmaması en önemli nedendir kısırlığın.
Umar’ın üzerine binip gitmek gibi bir anlayış futbolun alfabesinde yok. Bir de transfer kaosunun içine atmışsın adamı , sahada olduğu gibi ne yapacağını bilmez halde.
Bulunduğun yerde mutlu olacaksın. Hele bu bir de işinse kafan temiz olacak.
Maçı yorumlamak, futbola ihanet olur.
Eğer sorumluluklar alınmışsa;
Önce oyunun gereğini yapacaksın.
Sadece sahada değil…
Maç sonucu klasik Erhan Altın dönemi.
Beraberlikler dejavusunu yaşamaya merhaba.