Silgi, kalemle yazdığımız , daktilo ile yazdığımız yazılarda düzeltme yaptığımız nesneye verdiğimiz ad. Aslında silgi, yanlışlara müdahale ederek doğruyu gerçekleştirebilmemizdeki bir araç.
İşte günümüz ekonomisinde de silgiye düşen çok iş var.
Gelişmişlerin ürettiği ürünleri satan, hizmet sektöründe yoğunlaşarak üretimden uzaklaşan (Küresel rekabet, vergi yükü, nitelikli personel sıkıntısı vb. nedenlerle) iş dünyamızın dünyada böyle bir ekonomik modelin sürdürülebilir olmadığını anladığı özellikle bu günlerde.
İki binli yılların başından bu yana imalat sanayimizin önde gelen kuruluşlarının imalat sektöründen çıkarak enerji üretimine yönelmesi, perakende sektörüne yönelik yatırımlara ilgi duyması ve elbette inşaat sektörünün cazibesi.
Onların bu yönelimi KOBİ olarak tanımladığımız ve ülkemiz imalat sektörünün neredeyse yüzde doksanlarını oluşturan küçük ve orta boy işletmelerini nasıl etkiledi?
Orta boy işletmelerde bu yönelimin etkilerini sahada kısmen görsek de küçük işletmelerin esnek ve dinamik yapısıyla küresel ekonomiyle olan savaşının devam ettiğini yerinde görebiliyoruz.
Fikir ayrılıkları olsa da ülkemiz imalat sanayinin en güçlü yanı KOBİ’lerden oluşması olduğuna yürekten inananlardanım. Zira onların ekonomimizin gerillaları olduğuna inanırım.
Gelelim asıl konumuza; günümüzde KOBİ’lerimizin durumu nasıl?
Döviz: Döviz kurlarındaki hareketlilik ve Türk Lirası karşısında yabancı paraların değerlenmesi ara mal ihtiyacını ithalatla karşılayan KOBİ’lerimize ciddi bir üretim maliyeti getiriyor.
Finans: Ağırlıklı küresel yapının yönetiminde olan finans sektörünün KOBİ’lerimize yönelik kredi kullanımındaki isteksizliği finansman maliyetlerini artırıyor, finansmana ulaşımını zorlaştırıyor.
E Ticaret: Elektronik ticaretin gelişim sürecini iyi algılayamayan ve yönlendirici kuruluşların tatilden dönmesini bekleyen KOBİ’lerimiz için ülkemizdeki elektronik ticaretin gelişimi pazar kaybını da beraberinde getiriyor. Zira elektronik ticarette satışa sunulan birçok imalat sanayi ürünü ithal.
Nitelikli Personele Erişim: Endüstri Meslek ve Teknik Liselerimizin içinde bulunduğu durum KOBİ’lerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli personel talebine yetişemiyor. İŞKUR’un bu ihtiyaca yönelik düzenlediği kurslar ve çalışmalar, pansuman tedavisinden ileri geçemiyor.
Sanayi Parselleri: Ülkemizde üzerine tezler yazılan Endüstriyel Arazi Rantı sebebiyle KOBİ’lerimiz üretim yapabilmek için altyapısı tamamlanmış , küresel rekabette yer alabilecek şekilde oluşturulmuş sanayi alanlarına ve işyerlerine erişemiyor. Durum öyle bir hâl almış ki , bazı Organize Sanayi Bölgelerinde , Küçük Sanayi Sitelerinde metrekare fiyatları İstanbul’un gözde mekanlarından Cihangir’deki metrekare fiyatları geçmiş durumda.
İnovasyon Altyapısı: KOBİ’lerimizin küresel rekabetteki en önemli kozlarından bir tanesi olduğuna inandığım inovasyonun içselleştirilerek bir kurumsal kültür haline getirilmesi konusunda desteklere erişim, bilim insanları ile ortak çalışabilme konularında yerinde saymaya devam ediyoruz. Kamudan bağımsız, şeffaf ve sorgulanabilir ara yüze acilen ihtiyaç var.
Vergi: Çok kalemde alınan, tahsilatı yapılmadan ödenen vergiler KOBİ’lerimizi zorluyor.
Teşvik: Yenilenen teşvik sistemine yatırımın teşviki yanında işletme sermayesinin güçlendirilmesi ya da işletmelerin ekonomik açıdan yapılandırılması gibi gelişmiş ülkelerde uygulanmakta olan teşvik unsurlarının eklenmesinin yerinde olacağını düşünüyorum. Zira yakın zamanda görüştüğüm birçok işletme sahibinin ekonomideki gelişmelere bağlı olarak işletme sermaye sıkıntısı içerisinde olduğunu gözlemledim.
Belgelendirme: Birçok ürün ve üretim sürecinin belgelendirme süreçlerinin ülkemizde belge ticaretine dönmeye başlaması , belgelendirilmenin amacından uzaklaşılmasına sebebiyet verirken; KOBİ’lerimize bir kazanım sağlamamaktadır. Bu da KOBİ’lerimizin gelişim süreçlerini olumsuz olarak etkilemektedir.
Bir pazar günü , imalat sektörümüzle ilgili olarak size Korsan Bildiri tarzında bir yazı hazırladığımı biliyorum.Ancak ülkemizin teknoloji yoğun imalat sektörü ürünleri ile ‘Orta Gelir Tuzağı’ndan çıkarak yoluna devam edeceğine inanıyorum.
Çözüm çok kolay. Karar verici ve uygulayıcılarla KOBİ’lerimiz aynı masada, aynı ideal için otururlarsa çözüm kendiliğinden gelecektir. Model ülkelere baktığınızda onların da aynı süreçlerden geçtiğini ve nasıl süreci yönettiğini göreceksiniz.
Sağlıcakla