n Değerlerini
n
n kaybeden
n
n toplumdaki
n
n yozlaşmanın
n
n faturası,
n
n gelecek nesillere
n
n çıkacak...
n
n Bu kayboluşun
n
n nedeninde
n
n masum sayısı
n
n çok az...
n
n Üç kuruşluk menfaatler için
n
n iftira, yalan ve ikiyüzlülük
n
n almış başını gidiyor...
n
n Yalakalar ise baştacı...
n
n Ve bizler
n
n umuda kürek
n
n çektiğimiz
n
n kayığın
n
n su aldığının
n
n farkında değiliz?..
n
n Anlamak için
n
n batmamız mı gerekiyor?..
n
n Anıl Ege nin bugünkü Son ders
n
n öyküsü, gerçekten de hepimize
n
n ders olsun, diyorum...
n
n
n
n
n
n * * *
n
n Her devrin adamı
n
n Zübük Raci
n
n iktidar partisinin
n
n ileri gelenlerinden
n
n biri olmuştu. İlçede işçi alımları
n
n memur atamaları,
n
n ihaleler ve imar işlerine
n
n aracılık ettiği için
n
n kimileri ona
n
n yüzde 10 Raci
n
n de derdi. Kendi partilisi bile
n
n bu adamdan
n
n nefret ederdi ama
n
n Zübük Raci, genel merkezi
n
n kafa kola almıştı. 15 günde bir Ankara ya
n
n gider,
n
n genel merkez personeline
n
n bazen balık, bazen et, bazen tereyağı,
n
n bazen de meyve getirirdi. Onlar da Zübük Raci yi
n
n iyi insan olarak anlatıp, yöneticileri etkiliyordu.
n
n Yerel seçimler gelip çatmıştı. İlçe Başkanı
n
n Hasan Bey istifasını verince;
n
n genel merkez
n
n Zübük Raci yi ilçe başkanı
n
n olarak atadı. Partililer hayret etti. İtirazlar boşunaydı.
n
n Genel merkez ne dediyse o geçerliydi.
n
n Zübük Raci, basına açıklamalar yaparak
n
n işe koyuldu. Seçimi farkla kazanacağız ama çok çalışacağız
n
n diyordu. İktidar partisinin
n
n ilçe başkanıydı ve kısa sürede daha da tanınır
n
n hale gelmişti. İlçede ne kadar
n
n iş takipçisi
n
n varsa, Zübük Raci nin
n
n yanındaydı. Şehir efsaneleri artmıştı. Zübük Raci nin
n
n astığı astık, kestiği kestikti.
n
n Bir açılış töreninde
n
n belediye başkanının
n
n Zübük Raci nin elini öpmeye
n
n kalkışması,
n
n onun gücünü
n
n daha da artırdı. Belediye başkanı onun elini öpmeye
n
n kalkıştıysa,
n
n diğer memurlar
n
n ne yapardı?
n
n Hangi daireye gitse,
n
n kapıdan müdürün odasına kadar
n
n herkes ayağa kalkıp,
n
n onu selamlıyordu.
n
n Zübük Raci, bir gün
n
n ilçenin varoşu
n
n sayılan
n
n eski mahallesindeki
n
n ilkokulu ziyaret etmek istedi.
n
n İlçe Milli Eğitim Müdürü nü de
n
n yanına aldı. Konvoy halinde
n
n mahalleye girdiklerinde,
n
n yakın akrabalarının dışında hiç kimse Zübük Raci nin
n
n yüzüne bile bakmadı.
n
n Heyeti okul bahçesinde
n
n müdür karşıladı. Makamda
n
n çay içtiler. Müdür
n
n Cafer Bey, bir sürpriz yaptı. İlkokuldaki
n
n fotoğrafını
n
n büyütüp,
n
n çerçeveleterek, ona vermişti. Zübük Raci,
n
n çok mutlu olmuştu. Sınıfları gezelim deyince,
n
n heyet hep birlikte kalktı.
n
n Müdür odasının
n
n hemen yanında,
n
n Kemal öğretmenin
n
n sınıfına girildi. 2. sınıf öğrencileri ayağa kalktı. Kemal öğretmen,
n
n öğrencilerine oturmalarını söyledi. Zübük Raci,
n
n hiçbir şey demeden öğretmen masasına oturdu.
n
n Birçok kurumda
n
n sorgusuz sualsiz,
n
n makama otururdu.
n
n Kemal Hoca, hamle yapmak istedi
n
n ancak İlçe Milli Eğitim Müdürü,
n
n gözüyle ona işaret etti.
n
n Zübük Raci, çocuklara,
n
n kendisinin de bu okuldan
n
n mezun olduğunu belirterek,
n
n kendi hayatından
n
n kesitler verdi.
n
n Nasıl parti değiştirdiğini,
n
n fırsatları nasıl değerlendirdiğini
n
n ve nasıl zengin olduğunu
n
n ballandıra ballandıra
n
n anlatırken; çocuklardan biri,
n
n Aaaa siz o filmdeki
n
n amcasınız dedi. Heyet şaşkınlık içindeydi. Her taşın altından
n
n çıkan Raci, film de çevirmiş olabilir miydi acaba?
n
n Ne filmi evladım?
n
n dedi Raci. Küçük Yavuz un,
n
n Zübük filmi cevabı
n
n karşısında;
n
n kiminin Yüzde 10 kiminin de
n
n Zübük lakabını taktığı Raci,
n
n belki de hayatında
n
n ilk kez utanmıştı. Yüzü kıpkırmızı kesildi. Hızla
n
n masadan kalkıp, Allahaısmarladık bile demeden
n
n sınıftan çıktı.
n
n Öğrenciler de şaşkınlık içindeydi ama
n
n Kemal öğretmen,
n
n öğrencisinin sözlerinden
n
n büyük keyif almıştı.
n
n 35 yıllık meslek hayatının
n
n en güzel günlerinden
n
n birini yaşıyordu.
n
n Teneffüs zili çalmıştı. Çantasını
n
n topladı ve doğruca
n
n okul müdürünün odasına gitti.
n
n Müdür Bey dedi. Yüz ifadesi sertti. Müdür Cafer, bir şeylerin olduğunu sezinlemişti. Bir sıkıntı mı var hocam
n
n deyince, evet dedi kısaca. Müdür, Kemal Hocanın
n
n kızgınlığının nedenini anlamıştı. Ziyaretle ilgiliydi.
n
n Ne yapabilirdim ki?
n
n dedi içinden. Ters davransa
n
n müdürlükten olabilirdi. Bu makama gelebilmek için
n
n neler çektiğini Kemal Hoca nereden bilecekti.
n
n Kemal Hoca, Atatürk diye söze başladığında; Cafer Bey, düşüncelerinden sıyrılarak gözlerini ona çevirdi. Kemal Hoca, Atatürk ün, Türkiye Cumhuriyeti
n
n Cumhurbaşkanı bile olsa,
n
n sınıfta öğretmenden sonra
n
n gelir sözünü hatırlattı ve
n
n üzerinde iki satırlık
n
n yazı bulunan kağıdı, müdüre uzattı.
n
n Kemal Hoca, emekliliğini istemişti.
n
n Cafer Bey, olmaz dediyse de
n
n Kemal Hoca, öğrencilerin karşısında
n
n bu olaya tepki veremediğini
n
n belirterek, böyle bir onursuzluğu
n
n bir daha kaldıramayacağını
n
n söyledi. Kapıyı sert biçimde
n
n kapatarak, sınıfına döndü. Öğrenciler,
n
n onu bekliyordu. Onlarla
n
n vedalaştı. Herkes ağlıyordu. Hepsini tek tek öptü. Küçük Yavuz u
n
n yanına çağırıp, bir daha sarıldı. Küçük bir çocuğun verdiği ders; sadece Zübük Raci ye değildi. Kemal Hoca da Cumhurbaşkanı bile olsa,
n
n sınıfta öğretmenden sonra gelir
n
n diyen Başöğretmen in, bu direktifini unutmaması gerekirdi.
n
n
n
n * * *
n
n
n
n Bütün öğretmenlerin
n
n gününü kutluyor; sağlık ve huzur
n
n diliyorum.
n
n
n