Duygu istismarıyla geçimini sağlayanların
akıllara durgunluk veren yöntemleri karşısında
şaşırmamak mümkün değil...
Elinde çocuğu yanında
hastalık belgesi...
Yalvarıyor kadın...
Hangi hastanede tedavisi varsa
yardımcı olalım, diyorum...
Tek tedavi Azerbaycan da diyor...
Devlet yardım etmedi mi?
diye sorduğumda,
500 lira verdiler cevabını alıyorum...
Gerçeği öğrenmek için
Azerbaycan daki hastaneyle temasa geçiliyor...
Hastane doğruluyor,bir de bize faks geçiyor...
Yardımı verecek arkadaş,
Bunlar sahtekardır. Organize işler bunlar diye
beni uyandırmaya çalışsa da
Belge var. Bu kadar da değil
diye karşı çıkıyorum...
Madem inandın verelim diyor...
Gazetedeki görevli arkadaşlar,
imza karşılığında parayı ödüyor...
Aradan bir hafta geçtikten sonra
o parayı veren arkadaşla
karşılaştığımda,Ya bu senin para verdiğin kadın
bir milletvekilini aradı para istedi. Ben de oradaydım. Seni hatırlattım. Kadın parayı aldım dedi. Ama ondan yine para istedi dedi...
İnanamadım doğrusu...
Birkaç gün önceydi...
Vali Hüseyin Aksoy la sohbet ederken,
konu nereden geldiyse,bu kadına geldi...
500 lira vermişsiniz dedim...
Vali Aksoy itiraz etti: Daha fazla...
Güldük tabii ki...
O sırada Bunlar sahtekardır diyen
arkadaşım aklıma geldi...
Onca işletmesi olan ve yanında binlerce işçi
çalıştıran bu arkadaşım,benden yaşça küçüktü
ama tecrübesi kat kat büyüktü...
Bu gibi yardım taleplerinde Ya gerçekse?
diye hep düşünmüş,çare aramışımdır...
Adam olmadıklarını bildiklerime bile...
Çocukları düşündük hep...
Onların günahı neydi?..
Neler yaşadık, kimleri gördük...
Bu durumda insani duygularımızı sömüren mi
yoksa ben mi aldanmış oluyorum?..
Bir şerefsizlik uğruna
insanlığı mı unutalım?..
Ne dersiniz?..