Osman Kara’nın Haber Radyo’daki konukları ilçe ziraat odaları başkanları idi.
Başkanların söylediklerini bir cümlede özetleyecek olursak, üretici borç batağında.
Güler misin, ağlar mısın?
Sadece üretici mi batakta?
Batakta olmayan 75 milyonun kaçta kaçı?
Hesap uzmanı değilim.
Ama görünen köy kılavuz istemiyor.
Batak her geçen gün derinleşiyor.
Bunu herkes görüyor ama görmesi gerekenler asla görmeye yanaşmıyor.
İşlerine gelmediğinden olsa gerek.
Ulu önderimiz Atatürk ‘Köylü milletin efendisi’ demişti.
Önce köyleri kaldırdılar.
Ardından köylüyü kente göç ettirdiler.
Efendilikten kurtarıp, beyefendiliğe terfi ettirdiler!
Her neyse; biz gelelim ziraat odaları başkanlarının söylediklerine:
Üretici borç batağında.
Devletin bir an önce destek sağlaması gerekir.
Sahi gerekir mi?
Zira şüphelerim var.
Üreticiye kredi verseler, borçlarına yenilerini ekleyecekler.
Bugünkünü ödeyemeyen, büyüyen borcu ödeyebilecek mi?
Bu tarım politikasıyla bence mümkün değil.
Çünkü üretici üretirse zarar ediyor.
Zarar etmeyecek bir ortam yaratmak mümkün mü?
Mümkün olabilir ama buna yanaşan yok.
Nedeni?
Bence birileri bu toplumun kalkınmasını istemiyor.
Kalkınırsa, endişeleri yok olursa ve para sahibi olursa bu gün daha da kötü duruma düşme endişesi ortadan kalkarsa iktidar partisinden uzaklaşma korkusu.
Muhtaç bırak, sadaka edebiyatıyla avut mantığı.
Bu yıllardır tuttu gibime geliyor.
İktidardan memnun olmayanlara sorarsanız; gelecek olanların mevcutları aratır korkusunu söyleyenlerin sayısı küçümsenecek gibi değil.
İyi de nereye kadar?
Borç batağına gömülmek de var.
Görünen de o.
Ziraat odaları ilçe başkanları aslında mesaj veriyor.
Bu batağın hep birlikte yok edeceği endişelerini haykırıyor.
Devletin el atmasını istiyor.
İstedikleri olursa ne ala.
Olmazsa batağın hepimizin sonu olacağını anlatmaya çalışıyor.
Aslında yıllardır aynı konuyu bu sütunlara taşıdım.
Anlatmaya çalıştım.
Geç de olsa başkanlar anladı.
Şimdi sıra her şeyi toz-pembe gösterip, kendilerini de aldatanlarda.
Haydı hayırlısı.