n
n n Ayın şavkı vurur sazım üstüne
n n Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
n n Gel ey hilâl kaşlım dizim üstüne
n n Ay bir yandan sen bir yandan sar beni…
n n Malumunuzdur bu türkü Sebahattin Ali’ye aittir namı diğer Sivaslı Ali’ye. Ankara konservatuvar hocalarından birkaçı bir vesileyle onu dinleyip sesini çok beğenir. Konservatuvara alacaklarını söyleyerek davet ederler. Konya dan kalkıp Ankara ya gider Sivaslı Ali. Gider gitmesine de bağlama eşliğinde türkü söyleyen ozandan, ömründe hiç görmediği, sesini duymadığı, adını işitmediği piyano eşliğinde türkü söylemesi istenir. Gün o gün olur ve Sivaslı Ali nin müzik hayatı orada biter.
n n Bedri Rahmi, şairliğinden utanadursun türkü dinlerken, günlerden bir gün her zaman geldiği TRT’ye yine gelir Âşık Veysel. Artık türkülerin notalı okunacağını, buna uymayan hiç kimseye program yapılmayacağını söyler Muzaffer Sarısözen. İncinir kırılır Veysel ama “Bizim nota bilgimiz yok emma kalbimizde rotamız var rotamız” diyerek hem öğüt verir hem had bildirir.
n n Türküleri yazacaksanız eğer kanatlı kapı Akbaş’ları da en başa yazacaksınız.
n n Bin yılda yoğurduk her mısraını
n n Yüzüğe kaş ettik Ağrı dağını
n n Dünyaya değişmem bir aksağını
n n Bir kutlu töredir bizim türküler…
n n Diyerek kapının ilk kanadını Ali Akbaş açar son kanadını ise Mehmet Akbaş;
n n Asırlardır milletimin sesidir
n n Ben bu türküleri bundan severim
n n Müziğin gerçeği sözün hasıdır
n n Ben bu türküleri bundan severim…
n n Türküler usta çırak döngüsünde aşık ve ozanlarımız sayesinde aktarıla aktarıla gelmiş ancak zamanla birçok türkü yitip gitmiştir. Onları derleyip toparlamak fikri ise 19 yüzyılda nihayet harekete geçer.
n n Şu Ada dan gelip geçtim
n n Acı tatlı suyun içtim
n n Ben yârimden ayrı düştüm
n n Hey Ada, güzel Ada, kal selamet şirin Ada…
n n
n n Bu türkü bilimsel anlamda derlenmiş ilk türkülerimizdendir. 1885 yılında Adakale de Îgnacz Kunos tarafından derlenmiş, dolayısıyla ilk derlemecimiz de Îgnacz Kunos olmuştur.
n n Cumhuriyetin kurulmasından sonra Türk müziğinin ana kaynaklarından olan Türkülerimiz; notalarının tespit edilip arşivlendikten sonra, müzikologların, halk bilimcilerinin ve bestecilerin incelemesine ve sunulmasına öncelik tanındı. Bu amaçla önce müzik öğretmenlerinden, bulundukları yörenin melodilerini notaya alıp, o dönemin tek konservatuvarı olan İstanbul Belediye Konservatuvarı na (Bugün İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı) göndermeleri istenir ancak beklendiği kadar eser ulaşmaz. Ulaşanlar da çok sorunlu olduğundan yerinde tespit yöntemi uygulanır. Başka bir deyişle alan araştırmasına başlanır.
n n Temmuz 1926 da konservatuvarın öğretim üyelerinden bir grup Adana, Gaziantep, Urfa, Niğde, Kayseri ve Sivas illerini kapsayan bir geziye çıkar. Bu gezi çok verimli geçince, ertesi yıl Konya, Ereğli, Karaman, Alaşehir, Manisa, Ödemiş ve Aydın yörelerinin melodileri derlenir. 1928 deki üçüncü derleme gezisinde İnebolu, Kastamonu, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Kütahya ve Bursa; 1929 daki dördüncü gezide de Trabzon, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan, Erzurum, Giresun ve Sinop yörelerinin melodileri notaya alınır.
n n Alana çıkıp derleme yapanlar ise; Mahmut Ragıp Gazimihal, Yusuf Ziya Demircioğlu, Ferruh Arsunar, Muhittin Sadak ve Rauf Yekta dır. bu geziler, bir
n n 1937 de bu defa yeni kurulan Ankara Devlet Konservatuvarı tarafından alan araştırması tekrar başlatılır. 1952 ye kadar her yıl düzenlenen alan araştırmalarının ilk beşine Hasan Ferit Alnar, Necil Kazım Akses, Ulvi Cemal Erkin, Halil Bedii Yönetken, Muzaffer Sarısözen, Arif Etikan, Cevat Memduh Altar, Tahsin Banguoğlu, Rıza Yetişen, Nurullah Taşkıran, Mahmut Ragıp Gazimihal ve Mithat Fenmen; sonraki on geziye Muzaffer Sarısözen, Halil Bedii Yönetken ve Rıza Yetişen katılır…
n n Yapılan bu çalışmalar sonucunda, yaklaşık on bin türkü notaya alınarak arşivlenir.
n n 1964 te kurulan TRT derleme gezileri düzenlemeye başladı. TRT nin ilk gezisinde Erzurum, Kars, Erzincan, Van, Hakkari, Diyarbakır, Elazığ, Urfa, Adana, Bitlis, Muş, Bingöl ve Siirt yörelerinin ezgileri banda alındı.
n n 1967 deki ikinci gezide Gaziantep, Burdur, Van, Erzurum, İzmir, Trabzon ve Balıkesir e yedi ekip gönderildi. 1971 deki son gezideyse, Erzurum ve Kars yörelerinin aşıklamaları, atışmaları ve davul zurna havaları toplandı. Bütün bu birikime, bireysel derlemelerde eklendi.
n n O günden günümüze değin bütün çalışmalar lokal kaldı. Günümüzde de süren bireysel katkılarla Türk Halk Müziği repertuvarı çoğalmaya devam ediyor.
n n Daha anlatılacak ne kadar şey kaldı geride. Onlar da başka zamanlarda inşallah.
n n Sağlıcakla kalın.
n