Yargısız infazlarla kaç yuva dağıldı, kaç dostluklar bozuldu,
kaç sevdalar bitti kim bilir...
Dinlemeden, anlamadan
yapılan davranışların bedeli ağır oluyor...
Oysa kolay mı kuruluyor
yuvalar ve dostluklar?..
Fesatlara fırsat
vermeyin!..Mehmet Kemal Yavuzun
öyküsünü okuduğunuzda,
bana hak vereceksiniz...

* * *

Genç kadın, bulvara cephesi olan evlerinin
balkonunda kocasını bekliyordu...
Vakit geç olmuştu. Hiç böyle gecikmemişti kocası. Haber de vermemişti geç geleceğini. Saatler geçtikte
merakı daha da artıyordu...
Bu sırada balkonun altından
yükselen seslere dikkat kesildi. Kadın, balkondan
biraz sarkarak, konuşanların
kim olduğunu belirlemeye çalıştı. Tanımıştı onları. Yan binanın alt katındaki bakkal Cemal ile berber Hasandı.
İki esnafın sesi,
sanki evin içinde konuşuluyormuş gibi
net biçimde duyuluyordu.
Kadın, rahatsız olmuştu ama
bir şey diyemedi...
İster istemez konuşmalarını
dinliyordu. Bir ara kocası Osmanın
adı geçince, daha dikkatle
dinledi onları...
Berber Hasan, kuyumculuk yapan
Osmanın hovardalık yaptığından söz ediyordu. Traş olurken,
Osmanın telefon görüşmesine tanık olmuştu. Bakkal Cemal, Vay şerefsiz, gül gibi karısı var. Yaptığına bak hele! diye sitem etti. Berber Hasan, Sonradan görme, ne olacak! diyerek, adeta yangına körükle gidiyordu.
Genç kadın, kendini zor tutuyor, merakı daha da artıyordu. Demek ki geç gelmesinin nedeni bu. diye düşündü. Genç kadın, konuşulanları duymuyordu artık. Kafasında
kocasının ihanetini canlandırıyordu...
Ben bunu hak etmedim, ben bunu hak etmedim. diye
kendi kendine söylenmeye başladı.
Yazıklar olsun! Onun bunun yanında çalışırken, babam sayesinde para sahibi oldu.
Bana yaptığına bak.
diyordu genç kadın...
Gözyaşlarına hakim olamadı ve balkondan koşarak banyoya geçti...Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Ne eksikliğim var? diye mırıldandı.
O sırada Osman kapıdaydı. Zili çalıyor ancak
karısı kapıyı açmıyordu...
Meraklanmıştı, karısına bir şey mi olmuştu acaba?
Bu kez hem zile basıyor hem de kapıya elleriyle vuruyordu Osman. Zeynepe bir şey mi olmuştu? Çıldıracak gibiydi. Saniyeler içinde
aklına olmadık kötü olayları getirdi...
Ve Zeynep, kapıyı açtı açmasına ama kocasının
yüzüne hiç bakmadı...
Osman yanlış bir şeyler olduğunu anlamıştı. Karısını hiç böyle görmemişti. Ne oldu karıcığım? Seni üzen bir olay mı oldu? diye sordu. Zeynep hiç oralı olmadı. Osmanın
canı sıkılmıştı. Karısını seviyordu. Sarıldı Zeynepe ve saçlarını okşayarak sorusunu tekrarladı. Zeynep, dayanamayıp duyduklarını anlattı...
Osman bir anda değişti ve kahkaha atmaya başladı. Zeynep daha da bozuldu; Bir de gülüyorsun öyle mi? Yazıklar olsun!.. Osman, berberde böyle bir konuşmanın
geçtiğini doğruladı. Ortada bir yanlış anlaşılma var. Aşkım diye hitap ettiğim benim ilk evliliğimden olan kızımdı dedi ve cep telefonunu uzattı.
Zeynep inanmamıştı. Bir hışımla telefonu aldı ve Aşkım diye kayıtlı numaraya baktı. Numara, Osmanın ilk evliliğinden olan kızına aitti. Kocasını dinlemeden onu suçlamanın verdiği mahcubiyet yüzüne vurmuştu. Boynunu büktü ve kocasına sevgiyle sarıldı: Affet beni aşkım

* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve sağlıklı günler dileğiyle...