Yüreğine ışık sızmayan

insanların
karanlık dünyalarında
mutsuz yaşamlarının
adıdır aslında hasetlik...
Hasetlik, kronik bir
ruhsal hastalıktır da...
İyi ve güzel olan
her şey, rahatsız eder
böyle tipleri...
Cahildirler de aynı zamanda...
Bunlarla tartışmak bile
Hz. Mevlana nın dediği gibi adap bozar!..
Neyse bugünkü,
Yari güzel olmak
öykümü paylaşıyorum sizlerle...

* * *
Ailenin tek çocuğu olan
Haset Hasan,
babasından kalan
büyük bir mirasla
ilçenin
en zengin adamıydı
artık...
Babası Recep Bey,
onu el bebek gül bebek
büyütmüştü. Okulu sevmediği için
ona ilkokul diplomasını
torpille almıştı.
Recep Bey, Fındık ağası idi. Her sezon
70-80 ton fındığı olurdu. Aynı zamanda da
tüccarlık yapardı. Üreticinin
hakkını koruyan bir adam olarak,
ilçede sevilirdi. Çünkü, tüccarların
birçoğu, dara ve randımandan
çalardı.
Hasan a, kıskançlığı nedeniyle Haset lakabı takılmıştı. Tahsilli arkadaşlarını
hiç sevmezdi. Onların yanında ahkam kesemediği
için pek konuşmazdı. Ama zengin arkadaşlarıyla birlikte olduğunda
onları çekiştirir, arkalarından atardı. En marka giysileri giyerdi. Ancak, arkadaşlarının ucuzluktan aldığını üzerine yakışmış görünce, gider aynısını alırdı.
Haset Hasan, annesi Zühre Hanımla, sahildeki villada oturuyordu. Hizmetlileri, şoförü vardı. Zühre Hanım da yaşlanmıştı. Bir ayağı çukurdaydı. romatizmal hastalık nedeniyle
güçlükle yürüyordu.
Günler geçtikçe, Haset Hasan,
Ne oldum delisi ne dönüşmüştü. Çevresi daralmıştı. Birkaç arkadaşının
dışında onunla kimse muhatap olmuyordu.
Bir akşam annesi Zühre Hanım, Oğlum, ölmeden mürüvvetini göreyim. Evlen dedi. Hasan burun kıvırdı. Malı mülkü paylaşamayacağını söyledi. Annesi çok üzüldü. Oğlum sen mi çalıştın da kazandın deyince;
Hasan, kapıyı çekti gitti.
Aslında Haset Hasan, mahallesinde birlikte büyüdüğü Eczacı Ayşe yi seviyordu. Ayşe,
hem huyu hem de yüzü güzel bir kızdı. İşinden evine evinden işine giden
kendi halinde yaşamını sürdüren biriydi. Babası Halil Bey, PTT den emekli
postacıydı. Annesini küçük yaşlarda kaybetmişti. Ona babası hem analık hem de babalık yapmıştı. Babasını
her kız çocuğu gibi o da çok severdi.
Haset Hasan, bir gece aşırı alkollü olarak eve geldi. Annesini yataktan kaldırdı. Zühre Hanım,
şaşkındı. Hayırdır oğlum dedi. Annesine, Eczacı Ayşe yi sevdiğini
onunla evlenmek istediğini söyledi. Zühre Hanım, ne zamandır böyle mutlu olmamıştı. Çok sevindi. Tamam oğlum babasından isteriz dedi.
Ertesi gün Postacı Halil e haber salındı. Ayşe yi istemeye geleceklerdi. Postacı Halil,
aydın bir insandı. Babası ölünce üniversite tahsilini yarım bırakmak zorunda kalmış,
çalışarak ailesini geçindirmişti. Askerden geldikten sonra da
bir yakınlarının vasıtasıyla Postane ye girmişti.
Halil, Hasan için gelmesinler dedi. Çünkü, o da Hasan ın
hasetliğini biliyordu. Kızı mutsuz olacaktı. Zühre Hanım, gelen habere üzülmüştü. Hizmetçi Şaziye ile birlikte Halil in evine gitti. Buyur Zühre abla dedi Halil. İçeriye aldı onları. Demlediği çaydan ikram etti. Zühre Hanımı çocukluğundan beri tanırdı. Hatta uzaktan akraba bile sayılırlardı. Eskilerden söz ettiler.
Her ikisi de fırsat bekliyordu. Birden mevzuya girmek olmazdı. Halil, Zühre Hanımı da üzmek istemiyordu. Ancak lafa nasıl gireceğini de bilemiyordu. O sırada gözü, sehpanın üzerinde
duran gazeteye ilişti. Manşette, Kıskanç koca cinneti başlığı vardı. Buradan meramımı anlatabilirim diye düşündü.
Adama bak karısını öldürmüş dedi. Gazeteyi Zühre Hanıma gösterdi. Zühre Hanım, vah vah diyerek,
üzüntüsünü seslendirince, Postacı Halil Bizde bir laf vardır diye söze başladı. Yari güzel olanın
başı dertten kurtulmaz Zühre Hanım, Halil in ne demek istediğini anlamıştı. Oğlu,
hastalık derecesinde kıskançtı. Onun lakabını da biliyordu. Bu evlilik olsa; hem oğlu mutsuz olacaktı
hem de genç kız. Haklısın Halil dedi, sessizce kalktı. Eve gidene kadar,
o gazetenin başlığı hep aklındaydı: Kıskanç koca cinneti
Zühre Hanım, evde bekleyen oğluna Ayşe, evlenmeyi düşünmüyormuş diyebildi. O günden sonra da bir daha Hasan a Ölmeden mürüvvetini görmek istiyorum diye laf etmedi. Çünkü o da oğlunu kaybetmek istemiyordu.

* * *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...