YÖK denklik ret davalarında İstinaf kaldırılmalı, doğrudan Danıştay yolu açılmalıdır
Kamuoyunda tartışılan 12. Yargı Paketi’nde öne çıkan başlıklardan biri, “atlamalı temyiz” modelidir. Kamuoyuna yansıyan açıklamalara göre bu modelin temel amacı, aynı dosyanın hem istinaf hem de yüksek mahkeme incelemesinden geçmesini önleyerek yargılamayı hızlandırmak, gereksiz usul tekrarını azaltmak ve üst yargı denetimine ulaşma süresini kısaltmaktır. Henüz yürürlüğe girmiş somut bir düzenleme bulunmasa da, böyle bir yaklaşım gerçekten hayata geçirilecekse yalnızca adli yargıyla sınırlı kalmamalı; uyuşmazlığın niteliğine göre idari yargı bakımından da ciddi şekilde değerlendirilmelidir. Çünkü makul sürede yargılanma, etkili kanun yolu denetimi ve yargısal incelemenin gecikmeksizin sonuç alınabilecek bir yapıya kavuşturulması ihtiyacı, idari yargı alanında da adli yargı kadar önem taşımaktadır.
Bu tartışmanın YÖK’ün yurtdışı diploma denklik davaları bakımından da bir karşılığı vardır. Zira YÖK’ün denklik rejiminde başvurular bakımından doğrudan denklik, Seviye ve Yeterlik Belirleme Sistemi (SYBS) ve ret şeklinde farklı sonuçlar öngörülmektedir. SYBS, yurt dışından mezun olunan programla ilgili temel kazanımlar, eğitim dili, programın niteliği, teorik ve uygulamalı dersler, stajlar ve projeler yönünden eksiklik tespit edildiğinde veya tereddüt oluştuğunda; ders tamamlama, staj tamamlama, proje yapma, klinik pratik yapma ya da sınava tabi tutma gibi araçlarla işletilen bir ölçme ve tamamlama sistemidir. Buna karşılık ret kararında idare, denklik başvurusu konusu diplomayı Türk yükseköğretim sistemi bakımından hukuki sonuç doğuracak şekilde kabul etmemektedir.
Bu noktada denklik uyuşmazlıkları bakımından önemli bir ayrım ortaya çıkmaktadır. SYBS kararlarında idare, diplomayı tümüyle dışlamamakta; başvuru sahibini ders tamamlama, staj, klinik pratik, proje veya sınav gibi ek ölçme ve tamamlama süreçlerine yönlendirmektedir. Buna karşılık diploma denklik ret davalarında (denklik talebinin reddine ilişkin işlemin iptali davalarında) uyuşmazlık, diplomanın Türk yükseköğretim sistemi bakımından hiç tanınmaması veya eşdeğer kabul edilmemesi noktasında yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle denklik ret kararı, SYBS kararına kıyasla başvuru sahibi bakımından çok daha ağır ve doğrudan sonuç doğuran bir idari işlem niteliği taşımaktadır.
Burada üzerinde durulması gereken önemli husus şudur: SYBS kararıyla karşılaşan kişinin davası istinaf aşamasında kesinleşebilirken, temyize tabi YÖK denklik ret davalarında (denklik talebinin reddine ilişkin işlemin iptali davalarında) başvuru sahibi, daha ağır bir hukuki sonuçla karşılaşmasına rağmen dosyasını önce istinafa, ardından Danıştay temyiz incelemesine götürmektedir. İYUK m.46, temyizin genel ve otomatik bir kanun yolu olmadığını, yalnızca kanunda sayılan kararlar bakımından mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durumda daha hafif sonuç doğuran bir uyuşmazlık daha hızlı kesinleşebilirken, daha ağır sonuç doğuran denklik ret uyuşmazlığı üst derece incelemesine daha geç ulaşmaktadır.
Önemle belirtelim ki, diploma denklik davalarında mahkeme kararlarının uygulanması bakımından kesinleşme şartı aranmaz. İYUK m.28 uyarınca idare; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının gereklerine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır ve bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Ancak bu durum, idare mahkemesinde ret alan kişinin bir an önce temyiz incelemesi isteme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Çünkü yurtdışı diploma denklik başvurusunun reddi, yalnızca teknik bir usul meselesi değil; kişinin eğitim hakkını, meslek icrasını, kamu görevine giriş imkânını ve akademik geleceğini doğrudan etkileyen ağır bir sonuçtur.
Bu nedenle, atlamalı temyiz idari yargıya da getirilecekse, YÖK denklik ret davalarıbakımından ortaya çıkacak sonuç açık olmalıdır: daha hafif sonuç doğuran SYBS uyuşmazlığı daha hızlı kesinleşirken, diploma denklik başvurusu tamamen reddedilen kişinin üst derece incelemesine daha geç ulaşması isabetli değildir. Bu çerçevede, temyize tabi diploma denklik ret davalarında (denklik talebinin reddine ilişkin işlemin iptali davalarında) dosyanın Danıştay denetimine daha erken ulaşması sağlanmalıdır. Böyle bir değişiklik, yalnızca yargılamayı hızlandırmakla kalmayacak; ağır sonuç doğuran denklik işlemleri bakımından üst yargı denetimini de öne çekecektir.
Sonuç olarak, atlamalı temyiz gerçekten uygulanacaksa bunun idari yargıya da yansıması gerekir. YÖK denklik davaları (yurtdışı diploma denklik başvurularına ilişkin işlemlerin iptali davaları) bakımından asıl mesele, yargılamanın yalnızca uzun sürmesi değildir. Asıl mesele; daha hafif sonuç doğuran SYBS uyuşmazlıklarının daha hızlı kesinleşmesine karşılık, diploması reddedilen kişinin daha ağır sonuca rağmen temyiz incelemesine daha geç ulaşmasıdır. Bu çelişkinin giderilmesi, özellikle temyize tabi denklik ret davalarında istinaf aşamasının atlanmasını ve dosyanın doğrudan Danıştay önüne gelmesini güçlü biçimde tartışılır hale getirmektedir.
Yazının devamı için tıklayınız: Şuayp Levent on Twitter / X





