Neyi beklediğimi, niye beklediğimi, ben de karıştırdım artık.

Seçim mi bekliyorum geçim mi bekliyorum bilemedim.

Seçimimi zaten bu dünyaya gelmek ve inatla yaşayarak yapmışım bir kez.

Koşulsuzca hayata direnerek,hatta hayatın tekerine çomak sokarak geçim bekliyorum.

Buradaki " Geçim " kelimesi tamamen mecazidir.

Yoksa bir lokma ekmek , bir yırtık hırka bana yeterli.

Esas geçim , hayat ve insanlarla , yaşamla ve yaşam kavgası ile.

Artık insanlarla geçinemiyorum çünkü.

Dedikodu , riya , yalan , kıskançlık hepsi insanlığın şiarı olmuş.

İnsanları , artık yüzlerinden , kimliğinden ve kişiliğinden tanımıyorum.

Ben , insanları artık maskelerinden tanıyorum.

Rengarenk ve 1001 çeşit maske. Maskeli yüzlerdeki gözleri biliyorum.

Bütün bunlara karşın inatla bekliyorum.

Tıpkı Üstat Orhan Veli gibi...

" Bekliyorum

Öyle bir havada gel ki ,

Vazgeçmek mümkün olmasın.

Ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri

Yeni yeni iyileşmeye yüz tutsun.

Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde

Hiç birbirinin izi kalmamış olsun bedenimde... "

İşte ben de bekliyorum. Beklemeyi bekleyerek belki de...

Beklemenin içinde sadece hüzün yoktur.

Beklemenin içinde biraz ders almak hatta biraz da öğrenmek vardır .

Beklemenin içinde biraz kırılganlık , biraz gözyaşı ve çokça da umut vardır.

İşte ben beklemenin içindeki o umudu bekliyorum .

Yüreğimizden geldiğince hep beraber ve aynı yolda kırılmadan , dökülmeden

incinmeden ve incitmeden severek bekleyebilseydik keşke...

YARIN HAKKIN DİVANINA VARINCA

HAKKINI ALIR KARINCA....