2008 yılında yaşanan küresel ekonomik krizi tahmin ederek popüler olan New York Üniversitesi profesörlerinden Nouriel Roubini geçen hafta yaptığı açıklamalar ile yine gündeme geldi.

Project-Syndicate sitesinde yazan Roubini Üçüncü Sanayi Devrimi olarak adlandırılan yeni üretim tekniklerinin sanayi üretimini kökünden değiştireceğini savundu. Özellikle robot ve otomasyon alanındaki gelişimlere dikkat çeken Roubini, Geleceğin fabrikalarında sadece 1 işçi ve binlerce robot olacak. 3D yazıcı teknolojisiyle birlikte gelişecek yazılımlar, yetenekli çalışanlara kapıları açacak. Ancak istihdam yaratma odaklı ekonomik stratejiler uygulanmazsa; işgücü talebinin yönü belirsiz olacak diye yazdı.
Dünyanın ilk kez bu problemi yaşamadığını 19. ve 20. yüzyılda yaşanan gelişmelere karşı endüstrileşmenin kötü yönlerinin minimize edilmeye çalışıldığını belirten Roubini, Üçüncü Sanayi Devrimi ile aynı problemlerin yeniden karar vericilerin karşısına çıkacağını savundu. Roubini, işini yazılım ve robotlara kaptıracaklara gelir yardımı desteğinin önemli bir politika olacağını yazdı. Roubini, doğru politikalar uygulanmazsa dünyanın büyük bir işsizlik problemi ile karşı karşıya kalacağını savundu.
Seri üretim yapan birçok üretim tesisinde robotik uygulamaların, otomasyonun ve yazılımın yoğun bir şekilde kullanıldığını biliyoruz. Toz metalürjisi, üç boyutlu yazıcılar ve yazılım alanındaki gelişmeler, üretimde makinelerin insana olan üstünlüğünü günden güne artırıyor.

İş dünyası bu gelişmelere ayak uydurabilmek için sürekli arayış ve yatırım içerisinde.

Dayanakları ise sürdürülebilir rekabet ve kalite. Makinelerin cenazesi olmuyor, çocukları rahatsızlanmıyor, misafirleri gelmiyor diye konuya yaklaşan girişimcilerimiz azımsanmayacak oranda.

Hizmet sektöründe bile birçok raporlamayı, analizi kurumsal kaynak planlama yazılımlarıyla yapıyoruz günümüzde.

Yirminci yüzyılın başlarında Londra Metrosunda güzergâh analizleri sefer sonrası toplanan seyahat biletlerinin onlarca personel tarafından birebir tasniflenmesiyle yapılırken günümüzde yazılım ve onunla uyumlu donanımlar sayesinde anlık yapılabiliyor. Sonuçta onlarca personele ihtiyaç duyulmazken, sıfır hata ile anlık analiz yapılabiliyor.

Günlük ve iş yaşamımızda teknolojik alanda baş döndürücü bu gelişmeler, insanların konumlarını da yakından ilgilendiriyor. İş dünyasında teknoloji kullanımı artışı ile istihdam arasında bir ters oran söz konusu.

Yakın zamanda yönetici ve karar vericilerin en önemli sorunu, teknoloji / istihdam arasındaki bu ilişkiyi yönetebilmek olacak gibi.