Kaybeden gider, gidecektir de. Önemli olan gidip gitmemesi değil,
nasıl gideceğidir. Ya adabı edebiyle ve barış içinde gidecektir ya da
kavga dövüş, sille tokat, ama mutlaka gidecektir. Aklı olan kendisini
ezdirmeden, dövdürmeden, kendisine ve şürekâsına ve geride kalanlarına
sövdürmeden gider.
Hiçbir siyasi parti, hiçbir kimsenin tapulu malı değildir ve hiçbir
kimse hiçbir partiden büyük değildir. Hele de o parti siyaset
sahnesine bir “milli ideolojinin temsilcisi” olarak çıkmış ve sadece
kendi siyasi sınırları içindeki insanlara değil, o sınırların çok daha
genişi bir coğrafyadaki bir büyük camiaya umut olmuşsa.
Devlet Bahçeli de gidecektir. Gitmek zorundadır. Yetersiz sesini
haddinden fazla zorlayarak bağırması, kimseyi korkutmamaktadır.
“Gitmeyeceğim” demesi kimse tarafından ciddiye alınmamaktadır. Partili
ve partisiz herkes gideceğini bilmektedir ve yine herkes demokratik
teamüller içerisinde kendi gönlüyle gitmesinin hem kendisi hem de en
az kendisi kadar ve hatta kendisinden de başarısız ve yetersiz kadrosu
için de daha hayırlı olacağında hemfikirdir.
Devlet Bahçeli’nin son dönemde muhaliflerine ve genel kurul isteyen
herkese karşı kullandığı dil, sağlıklı bir ruh halini yansıtmadığı gibi
MHP’lilerin ve ülkücülerin ana sloganı olan “Türklük Gurur ve
Şuuru-İslam Ahlak ve Fazileti”ne de ters düşmektedir. Daha düne kadar
baş tacı ettiği, mebus ya da bakan yaptığı yol arkadaşlarını ya da bir
dava uğruna ondan hiçbir talepte bulunmadığı halde onu omzunda
taşıyan insanları sırf kongre istedikleri ya da kendisine karşı
çıktıkları için “ajan” ya da “proje elemanı” olmakla suçlamak kimseye
yakışmaz. Ama 9 Işık’ından birisi “Ahlakçılık” olan MHP’ye ve
hasbelkader de olsa onun genel başkanı olan birisine hiç yakışmaz.
Devlet Bahçeli artık sadece başarısız bir genel başkan değil, ruh
sağlığı ve erdemleri tartışmaya açık bir genel başkandır.
Devlet Bahçeli ve ekibi gitmelidir ve gidecektir. Çevresinde ya da
parti grubunda olan herkes tarihi, vicdani ve ahlaki bir sorumlulukla
karşı karşıyadır. Onlar düne kadar dava yolunda omuz omza, kol kola
birlikte yürüdükleri arkadaşlarının bugün şu veya bu şekilde
suçlanmasına daha ne kadar seyirci kalacaklar ve bunun vicdan azabını
daha ne kadar ve nasıl taşıyacaklar?
MHP, bir partinin değil bir davanın adıdır. O davanın dününde var olan
insanlar hala sağdırlar ve onların iradesi -içlerindeki samimi ve
gerçek dava adamlarını tenzih ederek söylüyorum-büyük kısmı derleme
delegelerin oylarından çok daha haysiyetli, çok daha güçlü ve çok daha
belirleyicidir. Aklı olan o iradeye direnmez.