Toplumdaki ahlaki değerlerin
yozlaşmasında;
ekonomik sorunlardan çok
aile-çevre ve okul
sacayağından oluşan
eğitimdeki
çöküşün etkisi
büyüktür...
Aile bütünlüğü sarsılan ve
arkadaş çevresi
kontrol edilmeyen
çocuğun,
okuldaki durumunun
iyi olmasını beklemek
hayaldir...
Yani, her şey aileden
başlar...
Bugünkü öyküm,
Kayıp cüzdan ı
bütün olumsuzluklara
rağmen
hayırlı evlat
yetiştirme çabasında olanlara
ithaf ediyorum...


* * *

İki genç kızın
seslendiğini duymamıştı.
Kızlardan sarışın olanı
Kendi kendine konuşuyor zavallı
deyince,
gayriihtiyari arkasına döndü.
Sarışından daha kısa boylu olan
düşük belli kot pantolon giymiş esmer kız,
ağzında ciklet patlatarak,
ona alaycı biçimde baktı ve Ne o amca,
kendi kendine konuşuyorsun dedi.
Servet, oğlu yaşındaki kızın
bu tavrına bir anlam veremedi. Zamane kızları dedi içinden.
Sarışın kız, Servet in suskunluğuyla alay etmek istercesine sordu.
İnsan kendi kendine konuşur mu? Servet, bu soru üzerine
kızlara yaklaştı. Kendi kendime değil,
vicdanımla konuşuyorum deyince;
ikiz kız, gırgır geçmek için
aradıkları birini bulmuştu.

Servet, saf ve temiz yürekli bir
insandı. Hastanede odacı
olarak çalışmış,
yeni emekli olmuştu. Çocuklarından biri
doktordu. Diğer çocuğu ise bu
kızların yaşındaydı. Oğlu Mehmet, lise son sınıfa gidiyordu.
Servet, hayatında kimseyi kırmamış,
bir insandı. O yüzden de lakabı Evliya Servet ti.

Adı Selma olan
sarışın kız,
Vicdan sizin sevgiliniz mi?
diye takıldı. Kuvvetli kahkaha attı.

Servet saftı ama böyle tipleri bilirdi. Hoşgörülü oldu,
onları kırmadı. Kaldırımdaki banka oturdu. Kızlara da işaret etti
onlar da yanına geldi. İki kız, güzel bir vakit geçireceklerini umuyordu.
Servet, Yolda bir cüzdan buldum diye söze başlayınca,
ikisinin de gözleri faltaşı gibi açıldı. Eeeeeeeeeeeeee dediler. Cüzdanı bulduğum yerde
sahibini aradım. Esnafa sordum. Sahibi gelir diye orada bekledim. Şimdi polis karakoluna gidip,
bunu teslim edeceğim dedi. Esmer kızın adı Nahide ydi. Servet in elini tuttu. Ona, parayı yemesini söyledi. Servet, duymamazlığa verdi. Bir genç kızın böyle düşünmesi, onun ağrına gitmişti. Banktan kalktı,
polis karakoluna doğru söylene söylene gitti. Fuardaki Polis Merkezi ndeki Başkomiser Nurettin e
cüzdanı tutanakla teslim etti. Başkomiser Nurettin, Servet in telefon numarasını da aldı.

Aradan iki gün geçmişti. Cüzdanın kime ait olduğunu merak ediyordu. Hatta gazetelere ilan
vermeyi düşündü. Evden çıkmak üzereydi ki cep telefonu çaldı. Arayan numara kayıtlı değildi. Alo kimsin dediğinde, karşısındaki kişi, Ben Nurettin Başkomiser diye cevap verdi. Cüzdanın sahibi bulunmuştu,
onu karakola çağırdı. 10 dakika içinde karakola ulaştı. Başkomiserin odasına girdiğinde
karşısında bir adam ve genç kızın oturduğunu gördü. Nurettin, hoşgeldin diye ayağa kalktığında,
adam ve genç kız da kapıya döndü. Servet, kızı tanımıştı. Cüzdanı bulduğu gün kendisiyle gırgır geçmeye çalışan kızlardan biriydi. Ona parayı yesene diyen kız, Nahide idi. Nahide başını eğdi. Servet in yüzüne bakmadan tokalaştı. Babası Kasım Bey ise Servet i, Bu dünyada senin gibi namuslu insanların olması ne güzel diyerek kucakladı.
Kasım Bey, Samsun un en zengin müteahhitlerindendi. Çevresinde de sevilen bir insandı. Cüzdanı kaybettiği gün evde ve işyerinde aramış, bulamamıştı. Kimseye de bir şey söylememişti. Karısı Remziye Hanım, onun telaşlı halini sorduğunda durumu anlatmıştı. Kızı Nahide de yanlarındaydı. Nahide, iki gün önce orta yaşlarda bir adamın cüzdan bulduğunu söyledi. İçinde kimlik olmayan bir cüzdandı. Kasım Bey, kızını büyük bir sevinçle kucaklayarak,
havaya kaldırdı. Cüzdanın içinde hamiline yazılmış çekler vardı. 15 bin dolar da para. Adamın, karakola teslim ettiğini söylemişti Nahide...

Başkomiser Nurettin, Kasım Beye para miktarını sordu. Çekteki firma ismini teyit ettirdi. Bir tutanakla cüzdanı Kasım Beye teslim etti. Başkomiser Nurettin, Basına haber verelim de bu memlekette namuslu insanların ölmediğini görsünler dediğinde, Servet karşı çıktı.
Kasım Bey, Nahide ve Evliya Servet birlikte karakoldan ayrıldı. Müteahhit Kasım, Sizin için ne yapabilirim? diye sordu. Servet, Nahide ye baktı. Sizin yok ama kızınızın yapacağı çok şey var dedi. Kasım Bey şaşırmıştı. Bu sözlere de bir anlam verememişti. Biraz da bozulmuştu. Ne demek istiyordu bu adam? Ben anladım baba dedi Nahide.
Servet, baba-kızdan uzaklaşırken, genç kız bir çırpıda o gün yaşadıklarını
büyük bir utanç içinde anlattı. Nahide ağlıyordu. Kasım Bey, kızının omzuna elini attı. Hayır kızım dedi. Servet Bey, aslında annenle benim yapacağım çok şey olduğunu ima etti. Eksiklik sende değil bizde ...

* * *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...