İyilik yap, denize at;
balık bilmezse Halik bilirmiş!..
Mesele balık değildir,
Allahın rızasını almaktır...Çıkarcılığın prim yaptığı
günümüzde, Dost sanılanın
kazıkları acıtıyor insanın içini...
Yenilen darbelerin bedeli ne?..
Dün, dünde kaldı öyle mi?..
Mehmet Kemal Yavuzun Akrebin işi adlı
öyküsü, fazla söze gerek bırakmıyor bence...
* * *
Hacı Hasan, ünlü bir iş adamıydı.
Marketler zincirinin yanı sıra,
inşaat sektöründe de iyi bir firması vardı. Çevresinde
Güven abidesi olarak sevilir, saygı görürdü...
50 yaşlarındaki Hacı Hasan
iyi bir aile reisiydi. Eşi ve iki çocuğuyla
birlikte huzurluydu. Babası öldükten sonra
annesini de yanına almıştı.
Hacı Hasan, Paragöz zenginlerden değildi. Bir işyeri açıp,
işsize iş verdiğinde çok mutlu oluyordu. Çalışanlar da onu çok seviyordu.
Onun bu kadar temiz kalpli oluşunu,
Herkese iyilik yapılır mı? diye
eleştirenler de vardı. Böyle söyleyenlere, Allah rızası için yapıyorum yanıtını verirdi...
Kurupelitteki 3 katlı bahçeli müstakil evde
şaşaalı bir yaşam hiç olmamıştı. Hacı Hasan, böyle bir hayata
izin vermezdi. Çocukları da onun gibi mütevazı yaşantının parçasıydı...
Her akşam eve geldiğinde etrafına
mutluluk saçan Hacı Hasan, o akşam
bedbaht bir durumdaydı. Yüzündeki hüznü
okumak mümkündü.
Eşi ve çocukları bir şey soramadı. Sofrada da hiç kimse
çıt çıkarmadı. Hacı Hasanın annesi Nurcan Hanım,
emekli öğretmendi. Oğlundaki garipliği hissetti. Yemek bitince, onu köşeye çekip,
olup biteni öğrenecekti. Nitekim öyle de yaptı...
Nurcan Hanım, odasına çağırdığı Hacı Hasana
Oğlum sende bir hal var. Seni hiç böyle görmemiştim. Benimle paylaş istersen
dedi. O da sanki, bu soruyu bekliyordu:
Birçok işe girip çıkmış başarısız bir arkadaşım vardı. Parasız ve itibarsızdı. Onu şirkete aldım, arkadaşlarımla tanıştırdım. Her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum. Ama, o benimle ilgili olarak dedikodular üretmiş. Duyduğumda inanmak istemedim. Bir gün kulaklarımla duydum. Şok geçirdim. Ne biçim insanmış? Aynı akrep gibi...
Nurcan Hanım, Hiç üzülme, akrebin işidir bu dedi ve akreple kurbağanın hikayesini anlattı:
Kurbağa, dere kenarında gezinirken,
akrep yanına yaklaşmış. Beni karşıya geçirir misin demiş. Kurbağa şaşkın ve korku dolu: Sen akrepsin, sokarsın beni. Akrep, Olur mu öyle şey, seni sokarsam ikimiz de derede boğuluruz yanıtı verince, kurbağa, akrebin söylediklerini mantıklı bulmuş, almış onu sırtına. Derenin tam ortasında kurbağa sırtında bir acı hissetmiş ve suya batarken, Neden yaptın? diye sormuş. Akrep, Ne yapayım, bu benim doğamda var demiş.
Hacı Hasan, hikayeyi dinledikten sonra, Yaradılış, doğru ya diye mırıldandı...
Sessizlik çökmüştü odaya... Nurcan Hanım, dizinin dibinde oturan oğlunun
saçlarını okşadı o sırada. Allah rızasından vazgeçme. Ama, akreplere de fırsat verme dedi. Çünkü, akrebi sıkıştırırsan, sonunda kendi kendini sokar
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve sağlıklı günler dileğiyle...