Meslekle ilgili uzun yıllar içinde
edinilen
alışkanlıklardan
kurtulmak zor...
Her sabah mesaiye
yetişmek için
erken kalkan
bir insanın,
emekli olduktan sonra da
kurulmuş saat gibi
aynı zamanda
yataktan kalkması...
Evinin kapısında
nöbet tutan
emekli polis
memuru...
Değiştirilmeyen
kasap, manav, fırın ve
marketler...
Alışkanlıktır bu...
Bir şeye alışmış olma durumu, itiyat, huy; iç ve dış etkilerle eylem ve davranışların yinelenmesi, hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren, koşullanmış davranış ...
Alışkanlıkla ilgili
bir fıkra
ile hep birlikte
tebessüm edelim...

* * *
Bir taksi müşterisini almış götürüyordu. Müşteri bir ara, soru sormak için arkadan eğildi, şoförün omzuna dokundu. Şoför birden bire öyle bir çığlık attı ki
aracın kontrolünü kaybetti. Taksi o anda
bir otobüsü sıyırıp, kaldırımdan bir dükkanın vitrinine girecekken durdu. Müthiş bir korku yaşayan şoför ve müşterisi; bir süre sustuktan sonra, şoför sessizliği bozdu.
Lütfen kardeşim, bunu bir daha asla yapma. Beni çok korkuttun dedi.
Ölümden dönmüş olmanın şaşkınlığını yaşayan yolcu, olana bitene pek anlam veremedi ve şoföre sitem etti: Ufak bir dokunuşun seni bu kadar korkutacağını nasıl bilebilirdim ki? Kusura bakma.
Şoför, bu arada biraz sakinleşmişti. Müşterisine döndü. Doğru söylüyorsun, asıl sen kusura bakma, kabahat senin değil dedi. Bugün taksi şoförü olarak ilk çalışma günüm. Yirmi beş yıldır bir cenaze arabasını sürüyordum... Yeni emekli oldum!..
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...