Bir Anneler Günü’nü daha geride bıraktık.
Nutuklar atıldı, yürüyüşler yapıldı.
Yaşayanlarına övgüler, ölenlerine rahmet yağdırıldı.
Dünya nüfusunun yarısından fazlası ya annedir ya da anne adayıdır.
Özelde Müslümanlar, genelde tüm insanlar için her gün “ANNELER GÜNÜ” dür.
Müslüman, her gün namaz kılar ya da Kur’an okur. Namaz kılarken hemen hemen herkes, şu duayı yapar: “ Rabbimiz! Beni, annemi-babamı ve Müminleri hesap gününde affet!”
Kur’an okuyan herkes de sevabını geçmişlerine(ölmüş anne, baba, akraba ve tüm Müslümanlara) bağışlar.
Her gün ANNELER GÜNÜ’nü yaşıyoruz. Her gün ölenini hatırlıyor ve rahmet okuyoruz. Yaşayanına da Allah’ın bir emaneti olarak hizmet ediyoruz.
Anneler Günü nedeniyle atılan nutuklara baktığımızda hiçbiri sadre şifa değildir.
Kadınlarımız için annelik kutsaldır ama anneliğini ikinci ve üçüncü dereceye indirgeyen sosyal ve ekonomik engelleri konuşmuyoruz. Kadınlarımızı ekonomik musluk ve cinsel obje olarak değerlendiren bu acımasız sistemi eleştirmiyoruz.
Kadın üzerinden İslam düşmanlığına ve sömürü odaklı ekonomik düzenini sürdürmeye devam ediyoruz.
Çalışan anneleri, anneliklerini yerine getirecek sosyal ve ekonomik sistemi oluşturmuyoruz.
Kadınlarımız, yarım günden fazla yuvalarından uzaklaşmaması gerekir. Annelik rollerinin ön plana alınması toplumun sağlıklı gelişmesinin ön şartıdır. Annenin çocuklarına verdiklerini hiçbir kişi ya da kadın veremez. Hareket noktamız burası olmalıdır.
Önce kadını, sonra da anneliğini bu acımasız sistemden korumalıyız.
Bunun için de kadınlarımız yarım günden fazla çalışmamalıdr.
Çalışmayan kadınlarımıza eşlerinden ayrı fakat farklı olarak gereken yardım bizzat kendilerine yapılmalıdır. Kadınlarımızın, anneliklerine engel olan tüm sosyal, ekonomik ve eğitim engelleri kaldırılmalıdır.
Yaşayan annelerimizin ellerinden öpüyor, ölenlerine rahmet diliyoruz. Selam ve sevgi ile…