Sebze aldığım manav, Esnafın halini neden yazmıyorsunuz?diye sorduğunda, Biz mi yazmıyoruz? dedim...
Bu ani refleksin nedeni,hak edilmeyen bir eleştiriye karşı durmaktı...
O, sorumun ardından Bari siz yazın diye ekleyince,
adres anlaşılmıştı...
Yaygın gazetelerin, ülkenin gerçek gündemiyle uğraşmak yerine ipe sapa gelmeyen konuları ön plana çıkarmasına bir tepkiydi...
Onun derdi geçimdi, evinin nafakasını çıkarmaktı...
Anlayacağınız, falanca sanatçının slikonu onu ilgilendirmiyordu...
Günaydın gazetesinin
günlük tirajını 1 milyonun üzerine çıkaran
Haldun Simavinin
muhabirlerine tavsiyelerini hatırladım
onu dinlerken...
Usta gazeteci Haldun Simavi,Muhabirler belediye otobüsüne binmeli,pazarda, parkta vatandaşı dinlemeli diyordu...
Bu anlayışla atılan manşetler sayesinde Günaydın gazetesi çok satıyordu...
Şimdi durum çok farklı...
Ülke gündemini belirleyen
birçok yaygın gazetenin
çalışanları, ya özel araçlarla
ya da servislerle işe gidip geliyor...
Çarşıya, pazara çıkmak yerine
alışverişlerini telefonla yapıyor...
Bu insanların çoğunun, ekmeğin kaç lira olduğunu
fişe dikkatli bakmadıktan sonra
bilmesi de mümkün değil...
Gazetelerin devasa merkezlerine
girip, gazetecilerle dertleşmek
diye bir şey yok artık...
İşten kovulan gazeteciyle bile yüz yüze görüşülmüyor,
manyetik kartı çalışmıyorsa, bunu o zaman anlıyor...
Böyle bir anlayış, böyle bir ilişki yumağı
halkın gerçek gündemini belirleyebilir mi?..
İşte bu yüzden yerel gazeteler, bayi satışları ve abone sayısında yaygınları geride bırakıyor...
Çünkü vatandaş, kendini bu gazetelerde buluyor...
Çünkü vatandaş, bu gazetelerde çalışanları
caddede, dükkanda, otobüste
ve hayatın her alanında görüyor...
Çünkü, yerel gazeteci de vatandaş gibi yaşıyor...
Bu vesileyle, Türkiyede araştırmacı gazeteciliğin öncüsü
Uğur Mumcuyu katledilişinin
16. yılında rahmetle anıyorum...