n
n n Kısa bir süre önce özel izin ile Bafra T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu’nu, yani cezaevini ziyaret ettik.
n n Okul desek okul değil, fabrika desek o da değil.
n n Yan gelip yatma yeri ise hiç değil.
n n Orada eğitim var, öğretim de.
n n İsteyen herkes istediği meslek sahibi olma imkanına sahip.
n n Meslek sahibi olanlar da boş bırakılmıyor.
n n Çalıştırılıyor.
n n Üretim yaptırılıyor.
n n Karşılığında para kazanıyorlar.
n n Cezaevinde sadece çalışmak yok, her türlü sosyal imkanlar da mevcut.
n n Herkes yararlanabiliyor.
n n Hayret etmedik, desek yalan olur.
n n Bafra Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Turan, Cumhuriyet Savcısı Ahmet Kurt ve cezaevi müdürü Kasım Demiralp ile birlikte cezaevini gezerken, gazeteci Osman Yakınoğlu fotoğraflarıyla bu gezimizi ölümsüzleştirdi.
n n Cezaevinde bugün 6 milyon liralık ciroya ulaşılmış.
n n Hedef ise 10 milyon lira.
n n Böyle giderse Bafra Cezaevi, Bafra’nın en büyüğü olacak.
n n Çünkü çalışıyorlar, üretiyorlar, kazanıyorlar ve hedef koyarak ulaşmaya çalışıyorlar.
n n Tüm bu gelişmelerin şüphesiz mimarları var.
n n O mimarlar başta Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Turan, cezaevinden sorumlu Cumhuriyet Savcısı Ahmet Kurt, Cezaevi Müdürü Kasım Demiralp ve tüm cezaevi görevlileri.
n n Aslında nereden nereye gelindi.
n n Bafra Cezaevi, kent merkezinde, Kızılırmak kenarında derme-çatma diyebileceğimiz türdendi.
n n Bugünkü cezaevi planlandığında herkes karşı çıkmıştı.
n n Cezaevi ile anılmak istenmiyordu.
n n Bugün ise ceza odaklı değil, insan odaklı infazla adından söz ettiren bu cezaevi ile gurur duyuluyor.
n n Kısacası Bafra Cezaevi örnek.
n n Bu cezaevini örnek hale getirenler yeni arayışlar peşinde.
n n Bafra Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Turan, Bafra Adliyesi’ni Basın bürosuna kavuşturabilmek için kolları sıvadı.
n n Amaç, kendini yenileme konusunda bir çok kurumun önünde yer alan Bafra Adliyesi’nin hizmet kalitesini artırmak, tanıtımını sağlamak.
n n Haydi hayırlısı.
n n
n n Olacak şey mi?
n n
n n İl Genel Meclisi üyelerinden biri ortaya çıkıp bir öneride bulunmuş:
n n Büyük Samsun Oteli’ni Samsunspor’a verelim.
n n Verelim demekle olur mu?
n n Herhalde olmaz.
n n Çünkü o oteli işleten var.
n n İşleten olmasa dahi devletin koca otelini Samsunspor’a verdirirler mi?
n n Bırakın oteli elindeki otoparkı iki ay kirası ödenmediği gerekçesiyle geri almadılar mı?
n n İl Genel Meclisi üyeleri bilinçli olmak zorundadır.
n n Bilgiden yoksun olanlar, ahkam kesmekten öte gidemez.
n n Bir İl Genel Meclisi üyesi söyledikleriyle toplumun kafasını karıştıramaz.
n n Karıştırırsa toplumu aydınlatmak zorunda kalanlar hem sorar, hem de cevap verir.
n n Büyük Samsun Oteli İşletmecisi Kuraş’tan dün gazetelerde bir açıklama yer aldı.
n n Bu açıklamada soruldu:
n n Neden kamuoyunu yanıltıyorsunuz?
n n Samsun’un göbeğindeki, devletin malı Büyük Samsun Oteli ni işgal ettiğimizi nasıl söyleyebiliyorsunuz?
n n Bu mümkün mü?
n n Mahkeme kararı ile teslim alıp halen işlettiğimiz Büyük Samsun Oteli ile ilgili, hukuk kararlarını tanımadan vermiş olduğunuz beyanatlarla kamuoyunu yanıltmıyor musunuz?
n n Bu sorulara cevap verilir mi bilemem ama verilmesi gerektiğini rahatlıkla söyleyebilirim.
n n Toplumun aydınlatılması açısından.
n n Ne dersiniz?
n n
n n Ne oluyor bize, size?
n n
n n Acayip bir toplum oluverdik.
n n Büyüklerin küçüklere, küçüklerin büyüklere saygısı kalmadı.
n n Saldırganlaştık.
n n Gücü, gücü yetene.
n n Tedavi edecek, iyileştirecek doktora, eğitecek, topluma kazandıracak öğretmene bile tokat atacak, bıçaklayacak kadar kendinden geçenlerimiz var.
n n Ne oluyor bize böyle?
n n Geleceğimizin teminatı gençleri eğitemiyor muyuz?
n n Onlara saygının, sevginin önemini anlatamıyor muyuz?
n n Her geçen gün kan mı kaybediyoruz?
n n Bizler ailelerimiz tarafından öğretmenlerimize ‘Eti senin kemiği bizim’ denilerek emanet edilmemişmiydik?
n n Bize hem eğitim hem de öğretim hem sevgi hem de saygı aşılamışlardı.
n n Bırakın bıçaklamayı, karşı çıkmayı, tokatlamayı, gördüğümüzde saygıdan titrerdik.
n n Nereden nereye geldik?
n n Eğer bu tür yanlışların önüne geçemezsek, geleceğin teminatı çocuklarımızı iyi yetiştiremezsek korkarım ki Atatürk Türkiyesi çok şey kaybeder.
n n Yanılıyor muyum, ne dersiniz?
n n
n n Gülümse:
n n
n n Hırsızla Temel…
n n
n n Temel gece evine giderken bir hırsız görür..
n n Hırsız eve girmek için demirliği kesmektedir..
n n Temel ;
n n -Uy uşağum sen napıyosun oyle..
n n Hırsız:
n n -Saz çalayrum, der .
n n Temel:
n n - Bu sazın sesi hiç çıkmayur, der.
n n hırsız ise;
n n -Yarın sabah çıkacak onun sesu..
n n
n n Saatler geri alınıyor…
n n
n n Dursun, saatlerin geri alınacağını duyunca, evdeki saatleri toplayıp Saatçi Temel’e gider:
n n - Ula Temel, saatler geri alınacakmış. Biz de evdeki saatleri senden satın aldığımız için sana getirdik. Bunları geri alacaksun da.
n n Temel kendinden emin bir şekilde:
n n - Öyle yağma yok. Ben de duydum ama, sadece 1 saat geri alınacakmış. 1 tanesini alırım, diğerlerini almam.
n n
n n Aforizma:
n n Dostluk, mantar yemeği gibidir. Zehirli veya zehirsiz olup olmadığı ancak yendikten sonra belli olur.
n n Uzakdoğu Atasözü
n n
n n Tarihte Bugün:
n n
n n 8 Kasım 1938 : Atatürk ikinci kez ağır komaya girdi.
n