Bartın'a ilk kez gidenler genellikle şaşırır. Küçük ama dolu dolu bir şehir burası; tarihi, doğası ve mutfağıyla günübirlik bir tatili bile doyurucu hale getirebiliyor.
Amasra: Bartın'ın Tacı
Bartın deyince akla ilk gelen yer Amasra'dır. Yarımada üzerine kurulu bu küçük kasaba, kaleleri, balıkçı tekneleri ve dar taş sokakları ile adeta zamanda yolculuk yaşatıyor. Karadeniz'in incisi olarak anılması boşuna değil.
Amasra Kalesi, Amasra Müzesi ve sahil boyunca uzanan tarihi evler başlıca ziyaret noktaları. Müzeye Müzekart ile giriş yapılabiliyor, ilçe gezisi ise tamamen ücretsiz.
Tokatlı Kanyonu ve Doğal Güzellikler
Bartın'ın doğa cephesi de bir o kadar güçlü. Tokatlı Kanyonu, Gürleyik Şelalesi ve Küre Dağları Milli Parkı'nın bir bölümünü barındıran Ulus ilçesi, trekking ve kamp tutkunlarının gözdesi. Ardıç Yaylası ise bahar ve yaz aylarında adeta bir oksijen deposuna dönüşüyor.
Kurucaşile ilçesi de son yıllarda keşfedilmeye başlanan bir nokta; önünde Karadeniz, arkasında çam ormanları var.
Ahşap Oymacılığı
Bartın'ın neyi meşhur diye sorulduğunda ilk akla gelen şeylerden biri ahşap oymacılığıdır. El yapımı ahşap ürünler ve hediyelikler, Amasra pazarlarında kolaylıkla bulunabiliyor. Tel kırma da bölgenin öne çıkan el sanatları arasında yer alıyor.
Yöresel Lezzetler
Bartın mutfağı, Karadeniz'in balığını ve yöresel otlarını ustaca bir araya getiriyor.
Pum pum çorbası bulgur, nohut, mercimek ve sebzelerin kaynaşmasıyla oluşan doyurucu bir kış çorbası. İsbit ya da ispit ise ince bulgurdan yapılan, yumurtayla servis edilen yöreye özgü bir lapa. Amasra salatası taze soğan, maydanoz, dereotu, nane, limon ve zeytinyağıyla hazırlanan sade ama karakterli bir salata; balık yemeklerinin yanından eksik olmuyor. Bunların yanı sıra karalahana sarması, hamsili pilav, tavuklu köy böreği ve kırk katlı börek de sofradan düşmeyen tatlar arasında.




