n

n
n Türkiye’de çokça gazeteci aranan şartların bazılarını taşımadıkları gerekçesiyle Basın Kartı alamazken, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü’nün şoförüne Sürekli Basın Kartı verildi.
n
n Gazetelerde yer alan bu haberi okuduğumda ‘Yuh bee’ demekten kendimi alamadım.
n
n Bu ne rezalet, bu ne kepazelik?
n
n O komisyonu oluşturan sözde gazeteci üyeler hiç mi utanmadı?
n
n Bu olay tüm Basın Kartları’nın yeniden elden geçirilmesi zorunluluğunu bence doğurmuştur.
n
n Bu ülkede şoföre sürekli basın kartı veren, kim bilir kimlere Sarı Basın Kartı vermiştir.
n
n Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, şoförünün Sürekli Basın Kartı aldığını doğrulamakla yetinmemeli, o komisyon üyelerinin görevini yapmadıklarını, şaibeli duruma düştüklerini ortaya koymalıdır.
n
n Komisyon kararı utanç vericidir.
n
n O komisyon üyeleri güvenilirliklerini yitirmişlerdir.
n
n Hele hele o komisyonda yer alan üyesi bulunduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin iddia edildiği gibi o karar altında imzası varsa hemen cemiyet başkanlıklarından istifa etmelidir.
n
n Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya rahatsızlığını dile getirirken, Orhan Erinç ve Nazmi Bilgin’in sessizliği kabul edilecek gibi değil.
n
n Bir gazeteci olarak, yıllardır Sürekli Basın Kartı taşıyan bir olarak bu komisyondan müthiş rahatsızlık duydum.
n
n Benim gibi sayısız meslektaşımız da duymuştur.
n
n Bu gün bu komisyonun saçmalığına bizler karşı çıkmazsak, aldıkları kararın yanlışlığı anlaşılarak geri adım atılması sağlanamazsa onurla taşıdığımız bu kart bizdeki önemini yitirecektir.
n
n Medyadaki kan kaybı nedeniyle yakınanlar, bu ortamı ‘İçimizden birileri’ dediğimiz, üstlendikleri görevi kötüye kullananların yarattığı gerçeği hatırlatmakta yarar görüyorum.
n
n Bu gerçeği görmemezlikten gelmek, tepki koymamak daha vahim sonuçlar doğuracağından kimsenin şüphesi olmasın.
n
n Bu nedenle tercihimiz sessizlik değil, gür bir ses ile karşı koymak olmalıdır.
n
n Yanılıyor muyum, ne dersiniz?
n
n
n
n Yeşil binalara ne dersiniz?
n
n
n
n Sağlıklı ve geleceğe güvenle bakan bir yapılaşmaya, şehirleşmeye sahip olmak önemli değil mi?
n
n Önemli diyorsanız sevgili hemşerimiz Tüm Mühendisler ve Mimarlar Birliği Platformu Başkanı Remzi Kozal’ın ‘Yeşil Binalar’ önerisini yol haritası olarak görebilirsiniz.
n
n Yeşil binalar enerji ve suda yüzde 50-70 oranında tasarruf sağlıyor.
n
n Yapı sektöründe daha değerli, doğaya saygılı, ekolojik, konforlu ve enerji tüketimini azaltan bir proje olan yeşil binalar, yeni bir yönetim ve sektör ortaya çıkardı.
n
n Dünya yeşil binalardan yana.
n
n Biz neden olmayalım.
n
n Remzi Kozal, memleketi Samsun’a bunu öneriyor ve zaman geçirmeden hayatiyete geçirilmesi gerektiğini söylüyor.
n
n Remzi Kozal’a göre, geleceğin binaları bunlar.
n
n Hatta bu yönde önemli gelişmelerin olduğunu iddia ediyor.
n
n ‘Akıllı binalar, akıllı şehirler’ dendi, şimdi de Yeşil Binalar.
n
n Aklın yolu bir ise, yarar sağlıyorsa neden olmasın?
n
n Bilemediğimiz bu proje iddia edilenleri bünyesinde taşıyorsa güzel.
n
n Böylesi projeleri hayatiyete geçirmesi gerekenler ne düşünür, akılları yatar mı, bilemiyoruz ama bizleri aydınlatırlarsa fena olmaz.
n
n Ne dersiniz?
n
n
n
n Beyaz ekmek devri bitti mi?
n
n
n
n Gazetelerimizde bir haber ‘Beyaz ekmek tarihe karışıyor’.
n
n Hem de 1 Temmuz itibariyle.
n
n Tarihe karışıp karışmadığına baktım, değişen bir şey göremedim.
n
n Halbuki yeni ekmek tebliğine göre ekmekteki kepek oranı artırılacaktı, ekmek tam buğday unuyla üretilecekti ve tuz oranı düşürülecekti.
n
n Başka ne yapılacaktı?
n
n Ambalajlı satılacaktı.
n
n Bakıldığında iyi pişmiş ve kabarmış, kendine has görünüşte, kokuda ve kabuk rengi dağılımı olabildiğince homojen olacaktı.
n
n Basık ve yanık olmayacaktı.
n
n Kesildiği zaman iç kısmı süngerimsi yapıda, gözenekler mümkün olduğunca homojen, olurken, hamurumsu, yapışkan ve kabuk-iç ayrımı olmayacaktı.
n
n Yabancı madde ve karışmamış halde un, tuz, katkı maddeleriyle bunların topakları bulunmayacaktı.
n
n Ekmek, kasap ve manav gibi her yerde satılmasına izin verilmeyecekti.
n
n Pazar günü şöyle bir Samsun’daki duruma göz gezdirmeye çalıştım, değişen bir şey göremedim.
n
n İlk gün olduğu için mi, yoksa tebliğe aldırış edilmediği için mi bilemiyorum.
n
n Değişen bir şey olacak mı?
n
n Bekleyip göreceğiz.
n
n Haydi hayırlısı.
n
n
n
n Gülümse:
n
n Bir kadınla bir İngiliz otelin 100.katında oturuyorlardı.
n
n İngiliz: Hadi yatalım
n
n Kadın, “kahrolası erkekler hepiniz aynısınız” diyerek atlar aşağıya.
n
n 50.katta Fransız kadını belinden yakalar.
n
n Fransız: Napıyosun?
n
n Kadın: Bırak beni ölmek istiyorum, yaşamak çok kötü.
n
n Fransız: Gel seninle Paris’e gideriz.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Fransız: En pahalı şaraplardan içeriz.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Fransız: Eiffel Kulesine çıkarız.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Fransız: Eve geliriz.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Fransız: Yatarız.
n
n Kadın, “Kahrolası erkekler hepiniz aynısınız.” diyerek atlar aşağıya.
n
n 18. katta Temel kadını belinden yakalar.
n
n Temel: Napaysun?
n
n Kadın:Bırak beni ölmek istiyorum, yaşamak çok kötü.
n
n Temel: Ole dema gel senunle Rize’ye cideruk.
n
n Kadın:Eee sonra?
n
n Temel: Gezeruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Gumsala ineruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Denuze açuluruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Hamsi dutaruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Geri geluruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Hamsi izgara yeruk
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Eve geluruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Hamsi buglama yeruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Hamsi tava yeruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Hamsi pilavu yeruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Hamsili ekmek yeruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Hamsi reçeli yeruk.
n
n Kadın: Eee sonra?
n
n Temel: Hamsi çorbasi içeruk.
n
n Kadın: Be adam yatmicaz mi?
n
n Temel:???
n
n
n
n Aforizma:
n
n Yükselirken kırarak çıkarsan, düşerken tutunacak dal bulamazsın.
n
n
n
n Tarihte Bugün:
n
n 3 Temmuz 1988 : İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü açıldı.
n