Avrupa ve onun istem dışı meydana gelmiş gayrimeşru çocuğu Amerika, geçen yüzyılın başında yaptığı gibi bu yüzyılın başında da İslam dünyasını parçalayarak kızıl ve kara emperyalizmini sürdürmeye çalışmaktadır.
Geçen yüzyılda İslam adına Vahhabiliği destekleyerek Osmanlı Devleti’ni parçalayıp İslam dünyasına egemen oldular.
Bazı Arap kabileleri, namuslarını ve yer altı kaynaklarını İngiliz, Amerikan ve Fransız eşkıyalarından koruyan Osmanlı askerlerini kelle başı altın karşılığında Allah rızası için kestiler. Bunu yaptıran kimdi?
Aradan yüzyıl geçti ve İslam dünyası güçlendi. Petrol gücünün farkına vardı. Ayakları üzerinde durmaya başladı.
Transferle olsa bile teknolojiyi kullanmaya, parasını yönetmeye başladı.
Para, bilim ve insan kaynaklarını birleştirmenin önemini kavradı.
Kızıl ve kara emperyalizmin yanında İsrail de tehlikedeydi. Çare, en az zayiatla bu tehlikeyi atlatmaktı.
Önce Sunni-Şii diyerek İran-Irak savaşını çıkarttılar. Yeterli olmadı.
Irak-Kuveyt dediler, yine yetmedi.
Bu sefer Irak’ta Sunni-Şii çatışmalarını çıkardılar ve katliamlar yaptılar. Yetmedi.
Suriye halkını yine mezhep temelli çatışmalara soktular. Elli yıllık birikimini yok ettiler. Yine yetmedi.
Libya’yı “Kaddafi” hedefli bir bölünme ile karşı karşıya getirdiler.
Burayı da İslami cemaat bazında Türkiye düşmanlığı temelli (İhvan-Selefi vb.) bölerek birbirlerine kırdırıyorlar. Mısır da öyle…
Yetmedi ve şimdi de IŞİD diyorlar.
Bütün bunlarla birlikte İslam dünyasında “Türkiye düşmanlığı” baş hedef olarak öne çıkarılmaktadır.
Herkes ilahi ve tarihi sorumluluğu ile hareket etmelidir.
Selam ve sevgi ile…