n
n n Konuya şu cümlelerle başlamak istiyorum: Halkımızın düşmanları zayıflamış durumda ve Kürdü inkar sürecini geride bıraktık. Karanlıkla dolu 20’nci Yüzyılın tersine 21’inci Yüzyıl, Kürtlerin umutlarının gerçekleşeceği bir yüzyıl olacak. Bu kritik aşamada halkımızın haklı mücadelesini zafere ulaştırmak için birlik ve ortak çalışmaya ihtiyacımız var
n n
n n Biz söylemiyoruz, kendileri söylüyor. Biz söylesek kıyamet koparacak bu sözler; PKK’nın üst siyasi çatı örgütü KCK’nın Yürütme Konsey Üyesi Duran Kalkan’a ait. Halk belli: Kürt halkı; zayıflayan düşman da belli, o da Türk milleti ve Türk Devleti. İsteyen bunun yanına çeşni kabilinden Suriye’yi de koyabilir. Tespit acı, meydan okuma daha da acı. Ama ne yazık ki, sadece bu kadar da değil. “Ekim ortalarına kadar bu iş bitmeli” talimatını veren Duran Kalkan resti çekiyor: “Bu olmazsa hiç kimse PKK’yı/Kürtleri alternatifsiz sanmasın. Bu tür olasılığa da hazır olmadığımızı sanmasın.” Çete, devlete meydan okuyor ve tarihin en eski ve en köklü devleti susuyor. Hayret ki ne hayret; acı ki ne acı!
n n
n n Şu Şırnak Valisi’nin fotoğraflarının nerede çekildiğini hala bulamadığı, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın da “fotoğrafları gördük” deyip de aslını görmediğini ihsas etmeye çalıştığı PKK asayiş timleriyle ilgili sözleri de oldukça dikkat çekici Duran Kalkan’ın. “Süreç ilerlerse Kürtlerin asayişleri de polisleri de savunma güçleri de olacak. Bunlar sadece Türkün hakkı değil” diyor. Kapsayıcı Türk milleti tanımının yerine ikame edilen daraltıcı, dışlayıcı Kürt etnisitesini koyan bu zihniyet, bu ülkede onlarca, yüzlerce, binlerce Kürt kökenli polis ve subay olduğunu unutmuş gözüküyor. Polisten vazgeçtik, İçişleri bakanlarını tasnife kalkışırsak; Kürt kökenlilerin hele de son yirmi otuz yılda Türk kökenlilerden fazla olduğunu görürüz. Kürt kökenlilerin bakan, başbakan, meclis başkanı ve hatta cumhurbaşkanı olduğu bir ülkede; ayrımcılıktan bahsetmek hangi hakkaniyete ve hangi ahlaka sığar?
n n
n n Duran Kalkan konuşur, talimat verir de Selahattin Demirtaş durur mu, kervana o da şu açıklamalarla katılıyor: Hükümet artık PKK silahlı güçleri Türkiye sınırları dışına çıktı mı çıkmadı mı , bu tartışmaları bitirmelidir. Şu anda Türkiye’nin önündeki temel soru şudur: Öcalan da bu şekilde ifade etmiştir. PKK’lılar nasıl çıkacak değil PKK’lılar nasıl dönecek? Dağdan nasıl inecek? Avrupa’dan nasıl gelecek? Bu soruların cevabının verilmesi lazım. Şu anda PKK’lıların çıktı mı çıkmadı mı tartışması son derece gereksiz ve abes bir tartışmadır. Türkiye temel soruya cevap vermeden süreci nasıl ilerletecek? Bu insanlar nasıl geri dönecek? Hangi yasayla nasıl bir hukukla geri dönecekler?
n n
n n Anladınız mı Türkiye’nin önündeki sorunu? Eli silahlı çetelerin çıkması değil, dağdakilerin hangi aflarla ve hangi teşviklerle düze ineceği ve dışarıdakilerin nasıl geri geleceği. Açılımın görünürdeki mimarı ve kendisi de Kürt asıllı olan –ki bunu Başbakan bizzat kendisi söylemişti- Devlet Bakanı Beşir Atalay, aylar önce açıklamıştı, dağdan inenlere iş ve aş sağlanacağını. İsteyen memur ve işçi olacak, isteyen devletçe sağlanacak kredilerle işyeri açacaktı. İhanet ödüle doymuyor ve Demirtaş o pazarlığı dile getiriyor konuya doğrudan girmeyerek. Ve dönüşün hem maddi hem de manevi getirilerini hesaplayan gençler, daha yoğun bir şekilde dağa çıkıyor. Dağa çıkışlar artık sadece yoğun değil daha da kaliteliymiş! Bu tespit de Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’a ait.
n n
n n En şaşırtıcı açıklama da Siirt Valisi Ahmet Aydın’dan geliyor. O olaylardan şaşkın, ben de onun açıklamalarından şaşkınım. Şu alıntı da Sayın Aydın’ın açıklamalarından, bakalım siz ne diyeceksiniz, sizin kafanızda hangi soru işaretleri oluşacak:
n n
n n “ Çözüm süreciyle beraber işte kimisi 2 bin diyor, 2 bin 500 diyenler de var. Ama tabi rakamı diyemiyorsun, fakat eskiye nazaran geçen yıldan katılımda artış var. Yani oran 50 gibi, bize dedikleri doğruysa, hepsini bırakacağız diyorlar. Hem karşı taraf gerçekten samimiyse, barış sağlamsa, çözüm süreciyse, artık çok ciddi plan da bu. Çocukları niye kabul ediyor, aklımda soru işareti kalıyor. İkincisi niye bu kadar bekleniyor. Halen Nisan Mayıs tan beri bekliyoruz. Haziran da bitecekti, Haziran geldi, Eylül de, Eylül ü bekliyoruz, bakalım hayırlısıysa nasıl olacak artık? İyi beklemeler! Siz beklerken adamlar adım adım Büyük Kürdistan’ı inşa ediyorlar; haberiniz ola.
n n
n n Bu da nereden mi çıktı? Onu da kendileri söylüyor. Hani Erbil’de önümüzdeki günlerde bir Kürt Ulusal Kongresi toplanacak ya; bakın o kongrede ne olacakmış? Selahattin Demirtaş yanıtlıyor soruyu: ”Kürtlerin hangi ülkede hangi statüyle yaşamak istedikleri yapılacak kongre sayesinde dünyaya ilan edilecek.”
n n
n n Kongre hazırlık toplantısında Barzani’nin sağında oturan KCK Yürütme Konseyi’nin bir diğer üyesi Sabri Ok daha net, nihai hedefi lafı eğmeden bükmeden söylüyor: “Parçalanmış bir halk olarak Kürtlerin birlikteliğe ihtiyacı var.” Karısının zamparasıyla otele girdiğini gördüğü halde hala “Dur bakalım ne olacak” merakında ya da rahatlığında(!) olanlara duyurulur: ADIM ADIM BÜYÜK KÜRDİSTAN KURULUYOR… BU BÖLGEDE HİÇ DOSTU OLMAYAN İSRAİL İN TEK DOSTU OLMAYA ADAY BÜYÜK KÜRDİSTAN…
n n
n