Acaba diyorum biraz toplum olarak bencil mi olduk ne? Bu sorunun cevabını bir iki cümleyle açıklamak, hiç de kolay değil. İnsan hastalanır; vücut mikroplara karşı yenik düşer. Biz de toplum olarak birbirimizi anlamada, karşımızdaki diğer insanlara gösterdiğimiz tavırda biraz önyargılı mıyız ne? Bir yandan kırsaldan şehirlere göç eden nüfus, şehrin merkezinden uzak noktalarda gerekli eğitimi veremediğimiz; ekonomik özgürlüğü olmayan bireylerden oluşan büyük bir kitle... Şehirle içiçe bütünleşememenin verdiği kırılganlık... Diğer yandan beraberinde insanımızın iletişimle belirli bir eğitim düzeyine ulaşmadan tanışması... Metroda, otobüste, yolda, her yerde internet... Dünyanın en uzak köşelerine; her türlü bilgiye hemen ulaşabiliyor.
Yalnızlaşan birey, bu yalnızlığını unutturacak, geçici mutluluk verici araçlara başvurarak çıkış yolu arıyor. En güçlü oldukları zamanlarda gençlik fiziken ve ruhen bitiyor. Adına ne dersek diyelim gençlerimizi çok büyük bir tehlike bekliyor. Toplumdaki bu yara Bana ne; beni ilgilendirmez. demekle çözülmüyor. Bu konuda birinci görev devlete düşüyor. Daha sonra da hepimize... Bizim keyfimizin yerinde olması, refah içinde olmamız yetmiyor. Bütün toplum sağlığı bizim için çok önemlidir. Demek ki, refah, ekonomik gelişme; modernite insana maddi anlamda konfor veriyor. Fakat bununla birlikte yan tesiri olan ilaç gibi topluma da büyük tortu bırakıyor.
Başta sormuştum: Toplum olarak bencil mi olduk ne diye? Ne ki , toplum ve insanımızın geleceğine inancım tam. Gençlerdeki kendilerini bitiren bu uyuşturucu bilumum kullanıcılar, her ne ise tez elden bununla yoğun bir şekilde mücadele edilmelidir.
Toplumun açtığı bazı yaralar ilaçla, merhemle iyi edilemiyor. Hepimize düşen görev aile bağlarının güçlendirilmesi, toplumsal çözülmenin en aza indirilmesi. Temelde sevgi eksikliğini ortadan kaldırmak... Bu da duyarlı bir insan olmaktan geçiyor. Albert Einstain , Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer olandır. demiştir. Bencilliğin ilacı, bence bu sözde saklıdır.