Zalimin zulmü karşısında
sessiz kalanların
insanlığından
şüphe duyarım...
Zalime karşı olmayı emreden dinimiz; zulmedenle aynı ortamda bulunulmasını da hoş görmez...
Ama yaşananlara
tanıklık etmek,
kahredici...
Hiç kimseye
zalime karşı
silahlanın demiyorum...
Hiç tepkisiz kalacağına,
Peygamberimizin
dediği gibi,
buğz et
kaşlarını çat,
be arkadaş!..
Zalime karşı durmak
adlı öykümü,
hangi ırk hangi dil ve hangi coğrafyada
olursa olsun; ömrünü
insanlığa
adamış, zulme ve sömürüye
karşı çıkmış yiğitlere ithaf ediyorum...

* * *
Kapı komşuları
illallah etmişti.
O sokağa çıktığında,
çocuklar,
köşe bucak kaçar;
kadınlar, onun sokağa çıktığı
saatte
pencereye
çıkmazdı.
Lanet Rıza,
mahalle esnafını da
korkutmuştu. Bakkal Ali ile Kasap Mustafa nın
veresiye defterinde
sadece Lanet Rıza nın
adı vardı. Alacaklarını
istediklerinde
her ikisi de
sokak ortasında
dayak yerdi.
Bir keresinde,
karakola şikayet edilmişti de
Lanet Rıza, savcılıktan
serbest bırakılmıştı. Şikayetçi
Manav Cafer,
davasından vazgeçmişti. Buna rağmen
Lanet Rıza, onun dükkanını başına yıkmıştı.
Lanet Rıza nın
ev sahibi Hatice Teyze de
mağdurların içindeydi.
Hiç evlenmemişti. Rahmetli babasından
kalan yetim aylığıyla
ve kira geliriyle
kıt kanaat geçiniyordu. Lanet Rıza,
ilk taşındığından beri
kirasını ödememişti. Hatice Teyze,
bir keresinde kirayı isteyecek oldu. Dayak yemekten zor kurtuldu. O günden bu yana
Lanet Rıza nın kapısına
gitmedi.
Mahallenin gençleri,
ailelerinin baskısıyla
Lanet Rıza ya
bulaşmıyordu ama
Bakkal Ali ile
Kasap Mustafa nın oğulları,
babalarına
yapılan hakaret
karşısında çılgına dönüyordu. Her ikisi de
üniversiteye hazırlanan
gençlerdi ve
babalarının baskısıyla
Lanet Rıza nın karşısına
çıkmıyordu.
Lanet Rıza,
Bakkal Ali ile Kasap Mustafa yı
alacaklarını istemedikleri
halde zevk için dövdüğü
günün ertesinde;
Kasap Mustafa nın oğlu
Remzi, dükkandan gizlice aldığı satırı
gazete kağıdına sardı. Doğruca Lanet Rıza nın
evinin önüne gitti. Evden çıkar çıkmaz onu
satırla dilim dilim edecekti. Remzi, sokağın karşı köşesinde Bakkal Ali nin oğlu Emin i gördü. Onun da elinde
kağıda sarılı bir şey vardı. Lanet Rıza, o gün
nedense evden çıkmadı. Kumara gittiğinde
ertesi gün akşama kadar
evde kalırdı. Her ikisi de karşılıklı bekleşirken,
lisedeki öğretmenleri
Yavuz Hoca, onları gördü. Hayırdır çocuklar
dedi. Dershaneye gitmediniz mi?
İkisi de satır ve bıçağı
arkalarına saklamaya çalıştı ama
Yavuz Hoca
gördü. Ne saklıyorsunuz diye sordu. İkisi de
lafı değiştirmeye kalkıştı. Yavuz Hoca, gazetenin yırtık ucundan
çıkan satırı fark etti. Remzi ile göz göze geldiklerinde
Yavuz Hoca, Emin in elinde de
başka bir kesici alet olduğunu anlamıştı. Ancak,
yakından tanıdığı bu iki genç, neden bıçak ve satır taşıyordu,
bir anlam verememişti.
Yavuz Hoca, Gelin çay içelim dediğinde
ikisi de itiraz etmedi. Mahalle camisinin karşısındaki çay ocağının taburelerinde otururken; Yavuz Hoca, ikisine de Neden? diye sordu.
Önce Remzi başladı. Lanet Rıza nın babasına
yaptıklarını anlattı. Bir genç olarak,
bunu kaldıramadığını söyledi. Benzer şeyleri Emin de anlattı.
Lanet Rıza nın mahalleyi haraca kestiği,
insanların korku içinde yaşadığı
ifade edilince, Polise şikayet eden olmadı mı? dedi Yavuz Hoca. Manav Cafer in başına gelenlerden sonra
kim şikayet ederdi. Yavuz Hoca çok üzülmüştü. Çayları tazeleyelim dediğinde
caminin genç imamı
Kemal i avluda gördü. Ayağa kalktı ve Hocam hocam
diye seslendi. Yavuz Hoca, siyasi fikirleri uyuşmasa da
İmam Kemal le iyi arkadaştı. Ortak noktaları çoktu.
İmam Kemal, Hayırdır Hocam diyerek,
yanlarına oturdu. Yavuz Hoca, Lanet Rıza nın yaptıklarını
bir çırpıda anlatırken,
gençlerin bir bela ile karşı karşıya olduğunu söyledi.
İmam Kemal, Merak etme Hocam dedi. İmam Kemal in
merak etme sözü, Yavuz Hocayı daha da meraklandırmıştı. İmam Kemal, yarınki cuma namazına
mahalleden büyük bir katılım beklediğini
ve herkesin gelmesinin sağlanmasını istedi.
Yavuz Hoca, Remzi ve Emin
bütün esnafları tek tek gezdi. Bu çağrı mahallede
dalga dalga yayıldı. Herkes merak içindeydi. İlk kez
böyle bir şeyle karşılaşıyorlardı. Demek ki çok önemli bir şey vardı.
Ertesi gün olduğunda,
caminin avlusu belki de
ilk kez bu kadar
büyük kalabalığa tanıklık ediyordu. Kimler yoktu ki cemaatin
içinde. Hayatında bir kere bile camiye gitmemiş olan
Ayyaş Şemsi, Kırkayak Kamil,
Tombalacı Niyazi,
ve Ekabir Nusret bile
oradaydı. Onları camide görenler de
dünyanın sonu geldi diye
düşündü.
Öğle ezanı okundu. Cumanın ilk 4 rekat
sünneti kılındı. Hala bir şey olmamıştı. İmam Kemal
hutbeye başladı. Zalimler ve zalime karşı
alınacak tavrı anlattı. Kur an-ı Kerim in zalimlere karşı mücadele etmeyi ve yeri gelince de savaşmayı meşru gördüğünü
hatta yeryüzündeki savaşların, fitnelerin, karışıklıkların asıl sebebinin zâlimlerin zulümleri olduğunu söyledi. Onlara karşı insan onuru taşıyan herkesin mücadele etmesi gerekir. Zulme rıza göstermek, zâlimlerin yaptıklarına ses çıkarmamak da zulümdür. Kur an, zâlimlerin yanlarında oturmayı bile hoş görmez
dedi.
Cuma namazı bittikten sonra
bütün esnaf
nasıl olduysa
biraradaydı. İmam Kemal in
hutbesi çok hoşlarına gitmişti.
Hep birlikte sohbet ederek
yürüdüklerinde,
ayakları onları Lanet Rıza nın evine
getirmişti. Arkalarındaki
kalabalığı ise
Lanet Rıza nın evinin önünde
fark etmişlerdi. Demek ki herkesin
aklında bu vardı.
Lanet Rıza, pencerenin perdesini
aralayarak sokağa baktı. Cenaze var galiba diye düşündü ama
insanların yüzü onun evine dönüktü. Kalabalığın içinden
Çık dışarıya şerefsiz , Erkeksen şimdi gelsene
sesleri yükseldiğinde
bu insanların kendisini
beklediğini anlamıştı. Lanet Rıza sokağa çıktığında
pencereden bakamayan kadınlar,
köşe bucak kaçan çocuklar da
oradaydı.
Bir süre sonra polis ekipleri,
sirenlerini çalarak
Lanet Rıza ın evinin
önüne geldi. Komiser Necmi,
niye toplandıklarını sorduğunda,
Bu adamdan şikayetçiyiz
dediler. Şikayetçiyiz sesi öyle yükselmişti ki,
kalabalığı perde arkasından izleyen
Lanet Rıza, belki de hayatında ilk kez böyle bir korkuyla
karşı karşıyaydı.
Dışarı çıksa, Linç edileceğini biliyordu. Tek çare kaçmaktı.
Evin arka penceresinden
bahçeye atladı. Hızla kaçarken,
Bakkal Ali nin oğlu Emin in Rıza kaçıyor sesi duyuldu. Bütün mahalle
Lanet Rıza nın peşinden koştu. Lanet Rıza, kıçına nişadır sürülmüş gibi zıplaya zıplaya kaçıyordu. Onu yakalamak mümkün değildi.
Mahalle huzura kavuşmuştu. O günden sonra Lanet Rıza yı bir daha gören olmadı. Kimileri ilçeyi terk ettiğini söyledi.
Herkes çok mutluydu ama yıllardır kirasını alamayan Hatice Teyze başkaydı. Yavuz Hoca ile İmam Kemal in
sayesinde lanet Rıza dan kurtulduklarını öğrenmişti. Bir kutu lokum yaptırıp, okula gitti. Yavuz Hocaya Allah razı olsun dedi. Yavuz Hoca da Zalimler birlik ve beraberlikten korkar. Bir olduk
ve zalimi yendik dedi. Hatice Teyze, sanki yeniden dünyaya gelmişti.
Yavuz Hoca da çok mutluydu. İnandığı fikrin
küçük versiyonunda haklı çıkmanın gururunu yaşıyordu. Zulüm ve sömürünün panzehri, birlik ve beraberlikti. İmam Kamil,
cuma hutbesinde bunu başarmıştı. Halk aydınlandıkça,
zalimler korkacaktı. Yavuz Hoca, İmam Kemal i daha çok sevdi ve
o günden sonra da hiçbir cuma namazını kaçırmadı.

* * *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...