IŞİD Türk Konsolosluğu çalışanlarını rehin aldı...
Türkmenleri katletti...
İki milyon Suriyeli Anadolu ya daldı...
İsrail, Filistin de vahşeti sahneye koydu...
Hepsi de burnumuzun dibinde!
Ve biz...
Dünya (!) ülkesiyiz...
Ve bizim liderler...
Dünya lideri (!)
Tüm bunlar...
1,5 santimetrelik çarşafı atlayamayan adamın hikayesini hatırlatır bana...
***
Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyordur...
Otelin kapısından aynı anda bir kadın ve erkek girer...
Görevliden aynı anda ikisi de oda ister...
Tek oda kalmıştır, anlaşırlar, aynı odayı tutarlar...
Kadın yatağın ortasına çarşafı katlayıp koyar...
Bu sınır, sen orada yatacaksın, ben burada. Kimse öbür tarafa geçmeyecek!
Sabah gürültüyle uyanırlar...
Beşinci kattaki odadan adam aşağıdaki seyyar satıcıya bağırıyordur...
- Atlarım aşağıya, o patlıcan, salatalık ve domatesleri...
Tam bu sırada kadın güler...
- Atma, atma... Bir buçuk santimetre yüksekliğindeki çarşaftan atlayamadın da beşinci kattan mı atlayacaksın?
***
Yani...
Türkiye de siyaset lafla yapılıyor...
Ve Türkiye de güneş batıyor...
O nedenle...
Küçük gölgeler...
Devasa görünüyor!
Çevremizdeki kan gölü yoğunlaşıyor...
Ülke sınırlarını aşıyor...
Gölgelerin devleri...
Manzarayı görmüyor, göremiyor!
Uygulama ve söylem farklarıyla
Ajan uygulamalarıyla...
Gölgeler büyütülürken...
Tehlike kapıyı çoktan açıyor!
Kendi vatandaşına sahip çıkamayan ülke yöneticileri...
Güya başkalarına rol kesiyor!

NOT: Yıllık izne çıktım. Bayramdan sonra yine bu sütunlarda buluşmak umuduyla...