n

n

n “Yoktur Gölgesi Türkiye’de” Sezai Karakoç

n

n Sıddık Akbayır

n

n Turkuaz Kitapçılık Yayıncılık (2012)

n

n 259 Sayfa

n

n —Daha en başından, “akademik dille ve fakat akıcı” (dışkapak yazısı) olduğuna şartlandırılmaya çabalandığımız/çalışıldığımız halde, kitap pek akıcı değil. Fakat bu, emeğinden ötürü tebrik edilmeye de ve okunmasının gerekliliğine de kesinlikle engel değil.

n

n —Konuşma tolere edilebilir. Oysa yazı kalır, üstünüze yapışır. Bu kitap da Sıddık Hocamın üstüne, bir evladı gibi kalmıştır; nüfusuna kayıtlandı yani…

n

n —Necip Fazıl merhumla Sezai Karakoç arasındaki farklara niye girilmiş, elbet anlayamadım. Madem böyle farklar ihdas edilecek, bari az gayret edilip, gayretkeşliğe düşmeden, fark gibi farklar bulunaydı… Bence –ille de aramak gerekiyorsa fark- Karakoç, daha İslami ve evrensel değerlere müteallik yazar ve konuşur. Necip Fazıl ise biraz da bu topraklar kadardır. Ve bu zül de değildir. Netice itibariyle, Karakoç’un beslendiği kaynak, üstadım demekten imtina etmediği, yanında bulunmayı hep tercih ettiği Necip Fazıl’dır. Bir başka fark da birinin adı Sezai Karakoç, diğerinin adıysa Necip Fazıl Kısakürek’tir; Hocam bu farkı es geçmiş (!) Olmayan farkları adeta yaratmaya çabalayan, zorlama ve müthiş gereksiz bir bölüm olmuş, o mezkûr bölüm. (s. 81–83 arası) [ Okurlara, Büyük Doğu hangi tarihte yayına başlamış, bakmasını da önerelim. Böylece örtülü ödenek mevzuu da sarahat kazanır]

n

n —Kalbinden sürgüne maruz kalınan sevgili bahsinde, atamız Âdem’in çilesine atıf vardır. Affına sığınılan da bizatihi Allah’tır… Hadi diyelim Peygamber Efendimizin affına sığınılıyor, o zaman da Peygamberden “özür dileme/hata düzeltme” ile karıştırılmamalıdır. Okuyucunun kafası karışmasın, o bahiste anlatılan, adı geçen bürde şairinin, önce Rasul’e –haşa- sövmüş olması -hatta Rasul-ü Ekrem’in mübarek ağızlarından ölüm emri çıkmıştır, rivayete göre- aynı şairin daha sonra ihtida edip, kendince özür dilemesidir. Ve de sırtına hırka/bürde konulduğu rivayeti vardır… ilâ âhir… ( s. 179) Okuyucunun merakını “diri tutmak“ adına, ayrıntıya girmiyorum (tırnak içi cümle, s. 9, sunuş kısmı).

n

n —Kitap, içinde alıntılanan eserlerden haberdar olanlar açısından, olsa olsa bilgi tazeleme… Hatta alıntılanan eserlere, kişi sözlerine, ön bilgi sahiplerinin bakışı farklı olacaktır. Sanki ispata çalışılan bir tezin payandası gibi kullanıldığı izleniminden kurtaramaz kendini, alıntılara vakıf olan okuyucu.

n

n — Sezai Karakoç adıyla, kitap vasıtasıyla tanışanların da tez elden, o alıntılanan eserlere göz atması gerekir ki bilgi ile malumat arasında bocalamasınlar. Bunu yapmayan yeni okur, aklında iki fotoğraf arasındaki farkla kalakalır…

n

n

n

n

n

n

n

n

n