n

n

n Birileri ortaya çıkarak, doğruyu, dosdoğru Allah rızası için açıklasa, çok memnun olacağım. İçinizden bazıları ise bu sorum dolayısı ile bana, olanları anlamıyor musun? Sende bir miktar zekâ geriliği var diyebilir. Ben bunu daha ileriye götürerek, konuları anlayamadığıma göre, herhalde bende az değil, çok zekâ geriliği var diyerek bunu kabul edebilirim. Yalnız, kabul edemediğim dünyanın içinde bulunduğu bu durumda ülkemizin problemlerini bir tarafa bırakarak, yapılan mücadelenin amacını anlamam mümkün değildir. İktidarı ve muhalefeti ile 76 milyonun vebali, idare edenlerin omzundadır. Her gün televizyonlarda ekran karşısına geçerek, birinin diğerini suçlamasının anlamı yoktur. Bu millet, sizleri hizmet için seçti ve TBMM çatısı altında topladı. Ateşlenen oğluna çare bulamayan, ölü oğlunu sırtında taşıyan olayda idarecilerin vebali vardır. Koruma tedbirlerinin yetersiz olması sebebi ile ölen kadınlarımızın vebali, idare edenlerin omuzlarındadır. Elbette, bütün bunlar medyaya intikal edenlerdir. Bunun dışında, medya tarafından duyulmayan veya yazılmayanların bundan çok daha fazla olduğu da gerçektir. En büyük hak, yaşam hakkıdır. Bu hakkın garantörü de devlet olması gerekir.

n

n Her gün, güvenlik güçlerine, belirli grupların diğerlerine saldırıları; havai fişeklerin, molotof kokteyllerin kullanılması ve buna karşı tazyikli su ve gaz kullanım görüntüleri günlük olaylar, rutin olaylar olarak karşılanmaya başladı. Kimileri bu olayları kanıksadı ama, ben bunları burnumun direği sızlayarak izliyorum. Hiç kimse de çıkıp sormuyor Nereye Gidiyoruz . Evet Türkiye olarak nereye gidiyoruz. Eğer bütün bunlar normal olaylar ise ve ben fazlaca hassasiyet gösteriyor isem, özür dilerim. Kamu ile ilgili işlerde, kamunun mumunu, kendi işinde ise kendi mumunu kullanan ve sırtında un çuvalını taşıyarak aç aileye götüren Hz. Ömer in adaleti nerede kaldı? Bütün bunları ve diğerlerini kürsüde irat ettikten sonra, her türlü çıkar işlerini yapmanın anlamı nedir? Müslümanlıkta dil ile ikrar önemli, fakat dil ile söylediğinin uygulaması ise esastır. Müslümanlık bir yaşam şeklidir. Mevlana nın söylediği gibi Göründüğün gibi olmak veya olduğun gibi görünmektir . İmanın temeli güzel ahlâktan geçer. Bugün ise, söz ile didar olmak ve Müslüman olmak dönemine girdik. Diğer bir husus ise, zalim materyalizmin yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz. Gittiğim çok sayıdaki cenazede, kefenin cebi olmadığını gördüm. Daha cenaze defnedilmeden varislerin miras kavgasına şahit oldum. Birkaç saat önce babalarının hiçbir şey götürmediğini görenlerin maddiyatın peşinde koşmaları ne gariptir.

n

n İnsanın dünyaya gelmesinin esas gayesi, iyi ve hayırlı evlatlar bırakması; onu öbür dünyada bile amel defterini kapatmayacak hayırlı işler yapması; insanlığı yüceltecek bilimsel miras bırakmasıdır. Bütün bunlar kalıcıdır ve insanların nesiller boyu anılmasına neden olur. Ayrıca, tüyü bitmemiş yetimlerin haklarının da gözetilmesi gerekir. İnsanlar arasındaki ilişkileri kanunlar düzenlemesine rağmen; kanunun göremediği ve kolluk kuvvetlerinin bulunmadığı veya kanunda bulunmayan haksızlıklar için onları kontrol eden vicdanlarıdır. Allah korkusunun olmadığı, vicdansız insanlardan her şey beklenir. Kanun ve kolluk güçlerinin bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde çocukluğumu geçirdim. Adliyedeki faaliyetlerin çok az olduğu ve adliyedeki dosyaların bu kadar çok olmadığı, adli vakaların çok nadir olarak görüldüğü dönemi yaşadım. Elbette, bu dönemde bütün insanlar ahlâklı değillerdi. Yalnız, o dönemde, bazı tip insanlar alınlarından markalanmış olarak bilinir ve herkes onlardan uzak dururlardı. Halk arasında, ....... Ahmet veya ...... Ali veya ........ Cafer gibi lâkapları vardı ve onlar normal insanlardan izole olarak yaşarlardı. Toplumun baskısı ve onların ayrı kategorilerde olmaları ile kontrol kolaylıkla ortaya çıkardı. Yalnız, bir dönemden sonra giderek bu ahlâki değerlerin erozyona uğradığını hırsızlığın ve ahlâksızlığın adi vakalar haline geldiğini görüyoruz. Çok ahlâksız ve okuma yazması olmayan birisinin, okuma yazması olan birisine bir kağıda kötü lâkabını yazmasını ister ve okumasını söyler. Yazıyı yazan çekinerek okur. Daha sonra adam cebinden bin lira (Mor renkli binlik, bir ineğin 2-3 lira olduğu dönem) çıkarır ve kendi lâkabı üzerine koyar ve şimdi oku der. Saygılarımla.