Koalisyon ile ilgili konuşmaları ve görüşmeleri yakından izliyorum. Yalnız, dikkatimi çeken en önemli husus ise, daha önceki koalisyon kurulma dönemlerdekinden hiç farklı değil. Elbette, buradaki şahıslar farklı, ama konuşmalar ve davranışların hepsi aynıdır. O günlerdeki konuşmaları gözümün önüne getirdiğim zaman, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, durumun hiç değişmediğini görüyorum. AK Parti, şimdiye kadar tek başına iktidarda olduğu için, seçimden uzun bir süre geçtikten sonra ancak kendine gelebildi. Burada bir hususu açıkça ortaya koymakta yarar vardır ki, hepsinin cebinde erken seçim ihtimalinin olduğu bir süreç içindeyiz. Yalnız, geçtiğimiz üç yıl içinde üç seçimi idrak ettik. Bu yıl içinde bir seçim daha olması ise, üç yılda dördüncü seçimin olasılığını ortaya koymaktadır. Bana göre, eğer bir erken seçim olursa, bu ülkenin kaynaklarına ne kadar zarar vereceği ortadadır. Onun için akıllarımızı başımıza toplayıp, halkın tercihi olan bu durumu, ülke çıkarları yönünde değerlendirmeliyiz. Eğer parti parti inceleyecek olur isek, her parti ayrı bir yol tutarak, ülke çıkarları yerine, partilerinin çıkarlarını düşündükleri ve olası bir erken seçimde ne yapabilirim düşüncesi içinde bir pozisyon alarak, nazlanmaya devam ediyor.
AK Parti bir erken seçime girerek, bakın bu partiler (CHP, MHP, HDP) bir koalisyon kurma ve ülkeyi idare etmekten acizler, bunlara ülke teslim edilemez, onun için oylarınızı tek parti yönetimine olanak sağlayacak şekilde bizlere veriniz, sloganı ile ortaya çıkacaktır. Zaten, 7 Haziran seçimlerine giderken işledikleri slogan “AK Parti iktidara gelmez ise, Türkiye kaosa sürüklenir” idi. CHP geleneksel statik yapısını bozmadan ve çok fazla bir şey üretemeden seçimlerde boy gösterdi. Olası seçimde, eğer AK Parti, HDP’nin aldığı oylarına sahip çıkabilir ise, o da oylarını bir miktar artırabilir. MHP, bu seçimde çözüm sürecine karşı olarak, milliyetçi oylara sahip çıktı. Bir erken seçimde bu oylarını ne kadar artırabilir, bu konuda bir şey söylemek mümkün değildir. HDP ise, emanet oylara ne kadar sahip çıkabilecektir, bununla ilgili önerilerde bulunmak oldukça zordur. Bizde, fanatik particilik olduğu için, seçmen partilerin icraatları veya başarılarından daha ziyade tuttukları partiye oylarını vermektedir. Bir erken seçimde sonucu şimdiden tahmin etmek mümkün değildir.
Koalisyon için gündeme gelen, CHP; MHP ve HDP koalisyonunun içinde birçok problemleri vardır. MHP’nin çözüm sürecindeki tutumu bu problemin en önemli tarafıdır. Ayrıca, Cumhurbaşkanının AK Partili olması sebebi ile 17, 25 Aralık olayları ve uzun bir sürede çıkardığı kanunları tamamen değiştirecek bir koalisyona sempati ile bakacağını zannetmiyorum. Cumhurbaşkanı tarafından “Türkiye’de Kürt meselesi yok” söylemine kadar, en iyi koalisyonun, AK Parti ile HDP olabilirdi. Yalnız, seçim sırasında ve sonrasındaki her iki partinin söylemleri, böyle bir koalisyonu imkânsız kılmaktadır. Son olarak ortaya çıkan, AK Parti ile MHP koalisyonunda, “Helâlleşme sorunu” yani, 4 bakanın yargılanması dosyasının yeniden gündeme getirilmesi ve 17, 25 Aralık’la ilgili hususlar, bu koalisyonun engellerini ortaya koymaktadır. Bunun yanında bu iki partinin tabanının aynı olması da bunu müspet yönde etkilemektedir. Daha önce de üzerinde durduğum gibi, partiler olası bir erken seçim veya daha sonraki seçimlerde ne kazanırım veya ne kaybederim peşinde koşmaktadır. Öncelikle, ülkemizin çıkarları açısından fedakârlığın yapılma gereği ortadadır. Saygılarımla.