Siyasi partilerin seçimlerde kalıcı başarı elde etmelerinin ön şatlarından birisi de mevcut üye ve gönüldaşlarını tatmindir.
Baz olarak kabul ettiğimiz beldede aday- gönüllü üye arasında misyon uyuşmazlığı vardı. Bu durumun partinin performansını olumsuz etkilediğini daha önce yazmıştık.
Üye tatminini ve gelişimini önemsemeyen siyasi partilerin geçici başarıları olsa bile, uzun süreli olması mümkün olmaz. Yığın taraftar ve yöneticilerle başarı sağlanamaz.
Örneğin; AK PARTİ davasına yıllarını vermiş bir aday adayının randevu talep etmesine rağmen il başkanı ile görüşememesi, seçim sath-ımailinde bu ırgatlığın tipik örneğiydi.
Her aday adayı, aday adaylık sürecinde en az 30- 40 bin Tl. masraf yaparak ilgili partinin tanıtımını yapar. Herhangi bir bürokrat söz konusu aday adayının haklı ve yasalara uygun bir talebini yerine getirmezse, bu bürokrat için kimin bürokratıdır sorusu sorulmaz mı? Bu bürokrat sizce kime çalışır?
Yalnız kendisine çalışır. Böyleleri her zaman yürüyen trende yolculuk yaparlar. İşte siyasetçi işe buradan başlamak zorundadır.
Bu tür yığın bürokrat ve teşkilat yöneticileri genelde “batan gemiyi ilk terk eden fareler misali” zor zamanda yönetimin yanında yer almaz.
Seçimlerde genelde “hattı müdafaa değil, sath-ı müdafaa” kuralı geçerli olur. Başarı da buna göre değerlendirilir. Herkes, bulunduğu seçim bölgesinin başarısından sorumludur.
Kurtuluş Savaşı sırasında bulunduğu yerin savunmasından başkomutana başarı haberi gönderemeyen komutan intihar etmiştir.
Siyasetteki bu onurlu hareketin adı istifadır.
“KÜÇÜK OLSUN ,BENİM OLSUN” felsefesiyle hareket eden parti yetkilisi istifa etmez ve “ ben, partimin çıkarı için buradayım, nöbetteyim” der. Böyle bir başlangıç, geri dönülmez çürümüşlüğün ilk adımı olur.
Partilerde seçmen kaymasının bir başka nedeni ise, parti yetkililerinin kullandıkları dildir.
Hatipler 30- 40 yıl önceki kavramlarla 20- 25 yaşlarındaki gençlere yüklemedikleri şifrelerle hitap etmişlerdir. Oysa yakın zamanlarda tüm milli ve manevi değer algıları değişmiştir. Bunlar hesap edilmeden meydanlarda toplanan yığınlara hitap edilmiştir. Ayrıca bu gençlere yakın menfaat temin edecek hizmet alanları anlatılamamıştır.
Kitleler, kendilerine doğrudan sunulmayan ve yarar sağlamayan hizmetlere pek ilgi göstermez.
Bütün bunlar yerelde revize edilmeden mikro milliyetçilik çerçevesinde çözülmeye çalışılmıştır.
Bir başka yazımızda inşallah mikro milliyetçiliğin tahribatlarını konuşalım. Selam ve sevgi ile…