Bir haberin öyküsünde, iki minik kız öğrencinin,
Afrikadaki aç çocuklar için takı yapıp sattıklarını
yazdığımda, telefonlarım susmak bilmedi...
Bu çocuklar neredeydi?..
Kimi takı satın almak istiyor, kimi de böyle çocuklar yetiştirdiği için aileleri kutlamak istiyordu...
Oysa, çocuklar dünyanın her yerinde aynı...
Yürekleri kirlilikten çok uzakta, pırıl pırıl...
Dil, din ve renk, umurlarında değil...
İşte bir küçük çocuğun; bir büyük yürek öyküsü...
* * *
Bir süre önce bir arkadaşım,
üç yaşındaki kızını, bir rulo altın renkli kaplama kağıdını
ziyan ettiği için cezalandırmıştı.
Durumları iyi değildi ve kızının, kağıtları
ağacın altına koyacağı bir kutuyu süslemeye harcaması
onu çok sinirlendirmişti.
Buna rağmen küçük kız,
ertesi sabah hediyeyi babasına getirdi
ve Bu senin için babacığım. dedi.
Arkadaşım, gösterdiği tepki için kendini suçlu hissetti
ama kutunun boş olduğunu görünce için için sinirlenmekten de
kendini alamadı.
Kızına bağırdı:
Birine bir hediye verdiğin zaman
içinin dolu olması gerektiğini bilmiyor musun?
Küçük kız babasına yaşlı gözlerle baktı ve şöyle dedi:
Ama babacığım, kutu boş değil ki.
Ben kutunun içine öpücüklerimi üflemiştim.
Hepsi senin için babacığım.Babanın içi paramparça olmuştu;
kızını kucakladı ve onu affetmesi için yalvardı.
Arkadaşım, bu altın renkli kutuyu yatağının başucunda
yıllarca sakladığını anlattı bana.
Ne zaman cesaretini kaybetse,
kutunun içinden hayali bir öpücük çıkarıyor
ve onu oraya koyan çocuğunun sevgisini hatırlıyordu.
Gerçek anlamda bakmak gerekirse; hepimiz,
arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından
bize sunulan, karşılıksız sevgi ve
öpücüklerle dolu altın renkli kutulara sahibiz.
Dünyada sahip olabileceğimiz
daha değerli bir şey olamaz.
Hayata iyi bakın...
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve huzurlu günler dileğiyle...