Samsunda iki grup çatışır daima...
Biri çalışır, üretir istihdam yaratır; diğeri avanta peşindedir...
Birincisi işinin başındadır, ikincisi ise kapı kapı dolaşır, dedikodu yapıp milleti birbirine takar...
Samsun ne çektiyse, bu ikincilerden çekti...
Paralarının üzerine para katmak için tefecilik yapıp,
rahat yaşamaya alışkın olanlar; Samsuna ne verdi?..
Hangi yatırımı yaptı?..
Kaç kişiye iş verdi?..
Oysa söndürdükleri ocaklar,
kapattıkları fabrikalar var...
Nereye gitsek, kiminle konuşsak, millet burnundan soluyor...
Gençler işsiz, emekliler çaresiz...
Esnaf, siftah yapma derdinde...
Çiftçinin ürünü para etmiyor...
Bir şeyler yapalım demesi gerekenler de sinmiş, bir araya gelemiyor...
Gel diye çağırdıkların, Sen git, ben arkadan gelirim diyor...
Beraber yürümek dururken, arkada veya önde durmanın anlamı ne?..
Herkes birbirinin peşinde...
Benim olmadı, senin de olmasın!..
İnsanın aklına kamyoncuların araçlarının arkasına yazdığı söz geliyor:
Nazar etme ne olursun, çalış senin de olsun
Dedim ya, Samsunda şantiyeci ile rantiyeci çatışır...
Biri kurar, diğeri yıkar...
İşin garip yanı, şantiyeciler de biraraya gelemez!..
Gelmeleri de istenmez!..
Güçlenmesinler de para satalım sevdası...
İşi ve aşı düşünen kim?..
Bence, Samsunun en büyük sorunu, bu ikinciler...
Onlardan kurtulmanın ve Samsunun önünü açmanın tek yolu, birincilerin sayısını artırmak...
Ve destek olmak...
Başka çaresi yok!..