n

n
n Cumhuriyet döneminde Milli Eğitimimizin en başarılı olduğu alanlardan biri “tarihine düşman nesiller yetiştirmek olmuştur” desek mübalağa etmiş sayılmayız. Bu anlamda tarih kitaplarımız yanlışlarla malul hale getirilmiştir.
n
n Söz konusu yanlışlardan biri de Cumhuriyet Türkiye’sinin Osmanlı’dan devraldığı eğitim kurumları ile ilgilidir.
n
n Cumhuriyet Türkiye’si, bazılarının iddia ettiği gibi kupkuru, çıplak araziyi devralan bir ziraatçi gibi değildir.
n
n Cumhuriyet Türkiye’si, Anadolu’da 900 yıl egemen olmuş Türk-İslam eğitim birikimi ve deneyimi ile birlikte, zamanına göre gerek nitelik ve gerekse nicelik yönünden fevkalade önemli kalitede eğitim kurumları devralmıştır.
n
n Bunlardan bazı örnekler şöyledir:
n
n 1905-1906 ders yılında Türkiye genelinde, resmi ve özel ilkokulların sayısı 9344,resmi ve özel idadilerin (Liselerin) sayısı 115 idi.
n
n Ayrıca II.Mahmut döneminde Tanzimat’ın arifesinde (1838) sıbyan mekteplerinin yetersizliği karşısında açılan ortaokul seviyesinde eğitim/öğretim veren ve sayıları 1874-75 öğretim yılında 400’e yakın olan “Rüşdiye” okulları bulunmaktaydı.
n
n Ve yine Fransızca ve Türkçe öğrenim veren Sultaniler vardı. Günümüzde Galatasaray ve Darüşşafaka liseleri, Sultanilerin devamından başkası değildir.
n
n Orta ve yükseköğrenim kurumları olarak fonksiyonlarını icra eden genelde ihtisas medreselerine “öğrenci yetiştiren ve ülke genelinde yaygın olarak bulunan medreseler ise bu sayılara dahil değildir.
n
n Cumhuriyet Türkiye’sinde önemli fonksiyonlar icra eden yükseköğrenim kurumlarının temelleri yine hep Osmanlı’da atılmıştır.
n
n Örneğin; Hendesehane (1734), Mühendishane-i Bahr-i Hümayun (1773), Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (1867), Mekteb-i Hukuk-i Şahne Hendese-i Mülkiye Mektebi (1867), Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1847), Darül-fünun( 1846) vb. yüksek öğretim kurumları bunlardan sadece birkaç tanesidir.
n
n Başkalarını lekeleyerek kendilerinin temiz olduğunu ispatlamaya çalışanlar, aslında kendilerini küçültenlerdir.
n
n Osmanlı (ecdat) düşmanlığıyla Cumhuriyeti yüceltemeyiz. Cumhuriyeti küçültmeyelim. Kendisinin uzun boyluluğunu başkasının çukurunda aramayalım.
n
n Her dönemin yöneticileri, kendilerince doğru olanı yapmışlardır ve yapmaktadır. Bu durum hem Osmanlı, hem de Cumhuriyet yöneticileri için geçerlidir. Ancak her iki dönemde de bazı yanlışların yapıldığına inanıyoruz.
n
n Türkiye’de herkes kendi “doğrusunu” söyleyebilme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Mücadelemiz bu paraleldedir.
n
n Selam ve sevgi ile…
n