Bir kişi, bakkal olmak isterse
onlarca yere başvurup
çeşitli belgeler almak zorundadır...
Belediye, Sağlık Müdürlüğü, Esnaf Odaları, Bakkallar Odası, SGK ve Maliyeye başvurmak zorundadır...
Aynı kişi gazeteci olmak isterse?..
Hiçbir engel yok önünde...
Okuryazar ol, yeter...
İşte bu yüzden
mesleğin tadı ve ayarı kaçtı...
İşte bu yüzden okur,
izleyici ve dinleyici güven sorunu yaşıyor...
Meslekler arasında
yapılan güven sıralamasında
gazeteciler, iyi bir yerde değil...
En bildik olaylarda bile dayanılan güç odaklarının
menfaatlerine göre haber yapılması
gözlerden kaçmıyor...
Bunlar kimi kandırdığını zannediyor?..
Bugün çuvaldızı kendimize batırmak istiyorum...
Dün sevdiğim bir arkadaşımdan gelen
basınla ilgili bir fıkrayı da sizlerle paylaşmak istiyorum...
* * *
İşsiz kalan iki genç Türk gazeteci atmışlar kendilerini yurt dışına... Bir iki hafta barlarda zaman geçirip, hayatın tadını çıkartmışlar. Sonra iş aramak için kapıları çalmaya başlamışlar.
Bir gün, iki gün, bir iki hafta derken, umutları iyice kırılıyormuş. O sırada bir gazetedeki ilanla gözleri parlamış:
Çiftlikte çalışacak işçi aranıyor.
Koşarak gitmişler. Çiftlik sahibi, tepeden tırnağa süzmüş bizimkileri, sonra ellerine birer kürek tutuşturmuş, büyükçe bir ahırın kapısına götürmüş. Günde üç öğün yemek, saati 5 Euro karşılığında, ahırdaki gübreyi 50 metre ilerideki kuyuya taşımalarını istemiş. Yatacak yer de vermiş...
Umutsuzluktan umuda ulaşan bizimkiler, bir haftalık işi iki günde bitirivermişler. Ahır pırıl pırıl olmuş.
Çiftlik sahibi ağzı kulaklarında, bizimkilerin çalışmalarından son derece memnun, çiftlikte sürekli iş önermiş. İkisi de bir daha sokaklara düşmemek için kabul etmişler.
Adam, bu sefer onları tavuk çiftliğine götürmüş.
Makinenin başına gelmişler, anlatmış olayı. Düğmeye basın, yürüyen bant çalışmaya başlar.
Önünüzde iki kutu var; irileri sağ taraftakine,
küçükleri sol taraftakine koyup, kutuları bantlayıp,
ait oldukları kolilere yerleştireceksiniz.
İş bu kadar basit... demiş ve gitmiş...
Geçmişler bizimkiler, basmışlar düğmeye,
bant hareket etmiş, önlerine bir yumurta gelmiş,
almışlar ellerine, bakmışlar, bakmışlar;
iyi mi, kötü mü, büyük mü, küçük mü? tartışmaya başlamışlar.Bu arada bant akıyor ve tabii ki yumurtalar da
bandın ucundan çöp tenekesine düşüyor...
Çiftlik sahibi tesadüfen gelmiş yanlarına.
Bir bakmış ki onlarca yumurta boşa gidiyor,
bizimkiler hala ellerinde bir yumurta tartışıyor.
Durdurmuş bandı, Ne yapıyorsunuz? demiş kızgınlıkla...
Gençler şaşkın şaşkın bakınca,
Siz Türkiyede ne iş yapıyordunuz? diye sormuş.
Bizimkiler, Gazeteciydik! deyince,
Belli demiş adam,.ok atmayı çok iyi beceriyorsunuz da
iyiyle kötüyü ayırt edemiyorsunuz!
* * *
İşini yalakalığa ve asalaklığa
teslim etmeyen gazetecileri alnından öpüyorum...
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve huzurlu günler dileğiyle...