Ali Kırcanın Siyaset Meydanı programına konuk olan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaşın söylediklerini kimse duymazdan gelmesin. Eğer gerçekten bir hukuk devletinde yaşıyorsak, bu nasıl bir söylemdir. Hangi hukuk devletinde terör örgütünün dağda kalmasını istemek akıl karıdır? İşte Selahattin Demirtaşın tartışma yaratan şok sözleri : Açıkça söylüyorum, dağa çıkmış bir PKK lı asla teslim olmamalı. Soruna çözüm bulunana kadar eylem yapmamalı ama teslim de olmamalıdır Bu ülkede bu anlayış ve bu düşünce ile siyaset yapanlar, ne yazık ki terör yoluyla daha çok söz sahibi olabileceklerini ve devletten daha çok şey koparabileceklerini düşünmektedirler. Bu durum böyle olmasa idi, kanlı bir terör örgütünün dağda eli silahlı adamlarının beklemesini kim isterdi?
PKK lı teröristlerden güç alarak bu ülkede siyaset yapanlar, dağa çıkmış PKKlıların teslim olmasını ister mi? Birilerinin dağdaki teröristlerden medet ummasının bir sonucu olarak uzun bir süredir, bu ülkede terörle mücadele ediliyor. Bu uğurda vatan evlatları şehit düşüyor ya da gazi oluyor, bunların vebali kimseyi korkutmuyor mu? Terörle mücadelenin en ağır faturasını hep şehitlerimiz ve yakınları ödüyor. Bu karanlık dönemeçte terör örgütü her türlü kalleşliği yapmaya devam ediyor. Pusu kuruyor, asker, polis ve kamu görevlisi kaçırıyor. En son kaçırılan 3 askerimiz,1 polisimiz ve 1 kaymakam adayımız ne yazık ki aylardır dağda teröristlerin elinde tutuluyor. Bu insanlık suçunu işleyenlere asla teslim olmayın çağrısı yapanların olduğu bir ülkede huzur ve güvenliği sağlamak ne kadar mümkün olabilir? Hiç şüphesiz dağda tutulan askerlerimiz için güvenlik kuvvetleri çalışma yapıyordur. Ancak bugüne kadar hiçbir sonuç alınamamış olması hepimizi üzmekte ve endişelendirmektedir. Dağa kaçırılan askerler için sadece güvenlik kuvvetleri değil, sivil toplum örgütleri de harekete geçmelidir. İnsan hakları kuruluşları sessizliğini teröristler söz konusu olduğunda değil, her zaman bozmalıdır… Astsubay Abdullah Söpçeler ve uzman çavuş Zihni Koç u 9 Temmuz 2011de Diyarbakırın Lice İlçesi nde, kaymakam adayı Kenan Erenoğlunu 12 Ağustos 2011de Muş-Kulp Karayolu üzerinde terör örgütü tarafından yapılan kimlik kontrolü sırasında, uzman çavuş Kemal Ekinciyi 1 Ekim 2011de Şırnak merkezde, polis memuru Nadir Özgen ise 10 Eylül 2011de Vanın Çatak İlçesi nde tutsak aldılar. İnsan hakları kuruluşları, bu durumdan haberli değil mi? Niçin bunlar için kimse bir şey yapmıyor. Ben de bir şehit yakını olarak açıkça söylüyorum dağa kaçırılan bu insanların şehit olması mı isteniyor? Sadece devlet değil, herkes dağa kaçırılan bu insanların kurtarılması için harekete geçmelidir. Burada en büyük görev BDPlilere düşmektedir, bu insanların sağ olarak teslimini zaman geçirmeden BDPliler istemelidir. Çünkü şu bir gerçek ki PKK ile iletişim halinde olan BDPdir. Eğer öyle bir durum olmasaydı Siyaset Meydanı programında BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş , Dağa çıkmış bir PKK lı asla teslim olmamalı der miydi? Bu işe son noktayı koymanın zamanı artık gelmedi mi? Dağa kaçırılan insanlarımızı istiyoruz, aileler perişan, kaçırılanlar zor durumda bu insanlık suçu daha fazla sürdürülemez. Devlet hiçbir insanını bu şekilde dağda terör örgütünün elinde bırakamaz. Dağa kaçırılan insanlarımızın kurtarılması için bu kadar sabır yeter. Onların ailelerinin yerinde olmadığımız için bu kadar rahatız. Bir düşünün, o kaçırılan insanlar birinci dereceden yakınlarımız olsaydı ne düşünürdük? Ne yazık ki ,bu konu kamuoyunda gündeme bile gelmiyor. Ne acıdır ki Suriye sınırındaki Türkiyeye sığınan Suriyelilerin durumunu düşündüğümüz kadar , PKKnın elindeki 3 askerimizi ,1 polis memurumuzu ,1 kaymakam adayımızı düşünmüyoruz. Ne PKKya sert çıkıyoruz ne de siyasi uzantılarına söz söylüyoruz… Sessizce unutturmak için bekliyoruz. Acaba aynı şeyleri biz yaşamış olsaydık, nasıl bir tepki verirdik?
Hiç kimse devletten ve milletten güçlü değildir. Bu devlet ve bu millet dağa kaçırılan 3 asker,1 polis memuru ve 1 kaymakam adayı için çok geç olmadan seferber olmalıdır. Bu insanlar yaklaşık 8 aydır terör örgütünün keyfine bırakılamaz. Onları terör örgütünün keyfine bırakmak, hainleri sevindirmek ve güvenlik kuvvetlerinin moralini bozmaktır. Bu durum asla kabul edilemez.