Mevlana Hazretleri, Mesnevi’de şöyle der: “Peygamber dedi ki: “Kadınlar; akıllı kişilere, ehl-i dil olanlara fazlasıyla galip olurlar.
Fakat cahiller, kadına galebe ederler.” Çünkü onlar sert ve kaba muameleli olurlar.
Onlarda acıma, lütfetme, sevme azdır. Çünkü tabiatlarında, yaradılışlarında hayvanlık üstündür.
Sevgi ve acıma, insanlık vasfıdır; hiddet ve şehvetse hayvanlık vasfıdır.
Kadın, Hak nurudur, sevgili değil... Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değildir!” (I/2433–2437) “Kadına yönelik şiddet” haberleri nerede ise sıradan haberler olarak görülmeye başlanmıştır.
Bu konuda “sıradanlık”, bizleri ve geleceğimizi tehdit etmektedir. Kadına yönelik yapılan şiddetin eklentilerine ve etki alanına baktığımızda karşımıza çocuklar ve ailenin tamamı çıkmaktadır.
Şiddet ortamlarında yetişen çocukların akıbetlerini söylemek kehanet değildir.
Kadına yönelik şiddetin arka planında, bazen bir başka kadın (görümce, kaynana, kuma, gelin vb.gibi) olabilmektedir.
Bazen de ekonomik şartlar, kültürel farklılıklar ve çalışma ortamları etkin olmaktadır.
Kadına yönelik şiddet, yalnız Türkiye’nin değil; tüm dünyanın sorunudur. Ve giderek insanlık sorunu hüviyetine bürünmektedir.
Bu yönelme insanlığın huzurunu ve güvenliğini tehdit etmektedir.
Öncelikle şiddete yol açan etkenleri tespit etmeli, ondan sonra da bir bir onları yok etmeliyiz.
Ayrık otu gibi düşündüğümüz bu olumsuzlukları, kalıcı bir yokluğa mahkum etmek için kendi değerlerimizle yola çıkmak zorundayız. İthal değerlerle değil, milletimizin genlerinde bulunan dini, sosyal, ekonomik ve kültüreldeğerlerle olumsuzluklara karşı mücadele etmeliyiz.
Toplumumuzda öncelikle insan eğitimi gerçekleştirilmelidir. Ve bizler bu konuda sınıfta kalmış olanlardanız. Selam ve sevgi ile…