Samsun ile başladı.

Rize ile devam etti.
Ardından hemen hemen tüm sahili olan belediyeler denizi kara yaptı.
Haliyle karayı da para.
Samsun, denizi dolduranların başında.
Başında ama doldurulan yerleri en iyi değerlendirenlerin başında bir türlü olamadı.
Olacağı da yok.
Zira amaç farklı.
Son günlerin tartışılan konusu Tekkeköy’e deniz dolgu sahası yapılacak olması.
Olsun, diyenlerin başında oldum,
Oldum ama bazı işadamlarının sanayi tesisleri talebiyle başlatıldığını öğrenince ‘Yuh bee’ demeden edemedim.
Dolgu sahasına sanayi tesisi mi olur?
Olmaz kardeşim olmaz.
Bunu isteyenler.
İsteyenlerin dümen suyuna kendini kaptıranlar bu kente zarar vermek istiyor.
İzin vermek mümkün mü?
Asla.
O halde deniz doldurulsa da o kendini işadamı gören çıkarcılar avucunu yalar.
Çünkü, peşkeşten avantaya kimse olur, demez.
Bu iş doğal olarak yargıya taşınıyor.
Yargının kararını şimdiden görür gibiyim.
Doğru olan kararlaştırılacak.
Bu arada denizi doldurup sanayi tesisi yapmak isteyenlerin o yöredeki tesisleri de bence uygun değil.
Tekkeköy zamanında da yanlıştı.
Günümüzde de.
O halde Tekkeköy sahilini de düşünmek kadar yanlış bir şey olamaz.
O düşünenlerden Samsun’un kazancı da olamaz.
Böylesine mantıksız, çıkara dayalı rant peşinde koşanlara fırsat verilmemeli.
Veren olursa içinden çıkamaz zorluğa göğüs germek mecburiyetinde kalır.
Kısacası Midyad’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olma olasılıkları kaçınılmaz olur.
Biz sadece hatırlatalım istedik.
Yolun başında yanlıştan dönülmesi için.
Çokça alanda katledilen Samsun’un daha fazla katledilmesine fırsat vermemek için.
Hatadan dönülmesi için.
Doğrunun bulunması için.
Samsun için.
Ne dersiniz?