n
n
n
n
n Hadi Çaman (Yedi Tepe Oyuncuları) Tiyatrosu’nun yıllar önce oynadığı muhteşem oyunun adı, yıllarca hemen herkesin diline pelesenk olmuştu. Yıllar sonra yine benim dilimde. Bu bir kaçış değil bir isyan. Hukuk tanımazlığa ya da hukuka meydan okumaya isyan.
n
n
n
n “Şeriatın kestiği parmak acımaz” ve “kanun karşısında boynumuz kıldan ince” sözlerini daha çocukken duymuştum. Köyümdeki insanların çoğu okuryazar bile değildi. Ne anayasayı bilirlerdi ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğundan haberleri vardı. Ama onlar “şeriat” dedikleri hukukun kestiği parmağın acımayacağını öğrenmişlerdi. Alim değillerdi ama ariftiler. İlimleri yoktu ama irfanları çoktu.
n
n
n
n “Hukukun üstünlüğü” kavramıyla tanışmam da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nde oldu. Anayasa Hukuku’nun genel esaslarını ve Türk Anayasalarını birinci sınıfta okuduk. Gerçi anayasamız o günden bugüne sayısını kimsenin hatırlamayacağı kadar çok değişti ama bazı kavramlar hep aynı kaldı. Hukukun üstünlüğü, herkesin kanun karşısında eşitliği, idarenin hiçbir eyleminin yargı denetiminin dışında kalamayacağı gibi...
n
n
n
n Dünden beri dehşetler içindeyim. Hadi Çaman Tiyatrosu nun o ünlü oyunun adı o dehşet nedeniyle yeniden dilimde. Dünya dursa ve ben “hukuka meydan okunan” bu dünyadan insem diyorum. Varsa “hukukun herkesin ve her gücün üstünde olduğu” bir başka dünyaya, yoksa sonsuz boşluğa.
n
n
n
n Hukuka meydan okuyan sıradan biri değil. Öyle olsa dert etmem, güler geçerim ama meydan okuyan Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkenin başbakanı. Yargı, Atatürk Oman Çiftliği nde yapılmakta olan yeni başbakanlık hizmet binası inşaatı için “yürütmeyi durdurma” kararı vermiş. Başbakan Sayın Erdoğan ”Güçleri yetiyorsa yıksınlar. Açılışını da yapacağım. İçine de girip oturacağım” diyor.
n
n
n
n “Güçleri yetiyorsa yıksınlar” diye meydan okunan bu ülkenin yargısı. Meydan okuyansa yargının kararlarını uygulayacak olan yürütmenin başı, bu ülkenin başbakanı. “Hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağına” ve “anayasaya sadakatten ayrılmayacağına Türk milleti önünde namusu ve şerefi üzerine yemin eden” kimse!(Anayasa Mad:81)
n
n
n
n Türk Anayasası “yeminle yetinmiyor” yargının bağımsızlığını, dokunulmazlığını ve herkesin yargıya saygısını kesin hükümlere bağlıyor. Anayasa’nın 138’inci maddesi çok açık ve çok kesindir:
n
n
n
n “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar verirler.
n
n
n
n Hiçbir organ, makam, mevki veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
n
n
n
n Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
n
n
n
n YASAMA VE YÜRÜTME ORGANLARI İLE İDARE, MAHKEME KARARLARINA UYMAK ZORUNDADIR; BU ORGANLAR VE İDARE, MAHKEME KARARLARINI HİÇBİR ŞEKİLDE DEĞİŞTİREMEZ VE BUNLARIN YERİNE GETİRİLMESİNİ GECİKTİREMEZ.
n
n
n
n Gençlik yıllarımızda Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul kadısı karşısındaki tavrını anlatır ve “Berlin’deki hakimlerden önce İstanbul’da kadılar vardı” diye övünürdük. Yanlışmış; “Almanya’daki imparatordan önce İstanbul’da padişahlar vardı” diye övünmeliymişiz. Kadının hükmünü anlamlı ve geçerli kılan padişahın hukuka olan saygısıymış.
n
n
n
n Durdurun dünyayı. Varsa eğer Fatih’in ülkesine gideceğim. Yoksa eğer boşlukta kaybolacağım. Her ikisi de hukukun ayaklar altına alındığı bir hayata mahkum olmaktan daha güzel olsa gerek.
n
n
n